ARAP MI ? FRANSIZ MI ? CEZAYİR

0 92

’Fransa, Cezayir’de bir kimlik soykırımı yapmıştır. Bu bizim tarihimizi, dilimizi ve geleneklerimizi yok etmeye yönelik bir soykırımdır. Bu soykırım nedeniyle, biz kendimizi nasıl tanımlayacağımızı (Arap mıyız? Berberi miyiz? Avrupalı mıyız? Fransız mıyız?) bilmiyoruz.’’

 

Cezayir Cumhurbaşkanı Bouteflika

2006/ Nisan

Sömürgecilik tarihinde en fazla sömürgeye sahip olan Britanya İmparatorluğu’ndan sonra gelen Fransa; Asya – Pasifik’ten  Afrika’ya, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya kadar uzanan sömürgeleri ile tarihi boyunca birçok bölgeye kültürünü, dilini, dinini empoze etmiştir. Amerika Kıtası’nda; Kanada, Haiti, Fransız Guyanası, Asya – Pasifik’te Hindiçin (Kamboçya, Vietnam, Laos), Fransız Polinezyası, Hindistan, her sömürgeci gücün gözünü diktiği Afrika Kıtası’nda ise özellikle Batı Afrika’da olmak üzere şu şekilde sıralanabilir; Kongo, Mali, Cezayir, Moritanya, Burkino Faso, Benin, Gine ve Fildişi Sahili’dir. Birçok koloni devletinin yeraltı/yerüstü kaynakları ve insan gücünü sömüren Fransa, daha sonra adıyla beraber çok kez anılacak Cezayir ile günümüze kadar gerginlikler, çatışmalar, savaşlar yaşayacaktır.

Kaynak: https://www.mepanews.com/service/amp/liebe-african-sevgili-afrikali-ve-fransa-6026h.htm

Cezayir, Afrika Kıtası’nın yüzölçümü en büyük ülkesidir ve kıtanın en zengin ülkelerinden biridir. 1514’te Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiş, 1830 yılında Fransa tarafından  işgal edilmiştir. Fransız işgali de yaklaşık 132 yıl sürecektir. Bu işgal yalnızca topraklara değil, Cezayirlilerin diline, dinine, kültürüne de yapılmıştır.

 

1830’da Cezayir’e asker çıkartan Fransa, yaklaşık 25 yıl sonra ülkenin tamamını ele geçirdi. İşgalin gecikmesinin sebebi Cezayirlilerin direnişiydi. Bu direnişi kıran Fransızlar, bir asırdan fazla sürecek asimilasyon politikasına ve sömürüye devam edecektir.

Cezayir’in diğer Fransız sömürgelerinden en önemli farkı Fransa’ya bağlanmış olmasıdır. Fransa’nın amacı, bir Fransız Cezayiri yaratmaktı. Fransızların Cezayir’e gitmeleri konusunda önemli teşvikler sağlandı ve ardından Fransa’daki burjuva kesim Cezayir’e yerleşti. Yerleşen Fransızlar; buradaki okulları, medreseleri kapattılar. 1830-1870 yılları arasında ‘Arap Büroları’ kuruldu. Bu bürolar ile Cezayirli halk baskı altına alındı. Fransızların, yerli halka dayattığı kurallar bu bürolar ile yasallaştı. Fransız kültürünü Cezayir ile bütünleştirmek, Arap ve Müslüman kimliğini yok etmek adına bölgede misyonerlik faaliyetlerini başlattı. Yerli halkın gittiği okulların kapatılması üzerine, okuma – yazma bilmeyen, sorgulamayan, cahil bir toplum yaratıldı.

Temel hak ve hürriyetleri ellerinden alınan Cezayirliler, I.Dünya Savaşı ardından Fransız egemenliğine  başkaldırdı. Bu başkaldırının mimarı olan Şeyh Abdullah Bin Badis, Fransa Hükümeti tarafından tutuklandı ve camilerde vaaz verilmesi yasaklandı. Abdullah Bin Badis vefat ettikten sonra direniş hareketinin lideri Ferhad Abbas olmuştur. 1943’te Ferhad Abbas, 28 Müslüman temsilci ile Beyanü’l Cezairi’yi (Cezayir Bildirisi / Manifeste Algérien) hazırladılar. Avrupalı azınlıklar gibi eşit haklara sahip olmayı, temel haklarının geri verilmesini talep ettiler.

 

Başlayan II.Dünya Savaşı ile birlikte Fransızlar, binlerce Cezayirliyi zorla cephelere göndermiş, savaş sonunda bağımsızlıklarının verileceği konusunda vaadde bulunmuştur.

8 Mayıs 1945’te Cezayirliler, savaşın sona erişini ve galibiyeti sokaklarda kutladı. Setif kentinde açılan pankartlarda ‘Müslümanlar Uyanın! , Yaşasın özgür ve bağımsız Cezayir!’ yazması ve Fransız bayrağı yerine açılan Cezayir bayrağı ile sindirildiği düşünülen direniş hareketi yeniden başladı. Fransa hükümeti bu kutlamalara şiddetle karşılık verdi. Setif kenti, tarihinde unutulamayacak bir katliama sahne oldu. Fransa, havadan ve karadan Setif ve Guelma’da halkın üzerine ateş açtı. Fransız resmi kaynakları yaşamını yitirenlerin sayısının 20bin olduğunu söylese de 45bin insan Cezayir’de bu gösterilerde katledilmiştir. Silahlı mücadeleye katılan direnişçiler ile işbirliği yapan köyler bombalandı. Yüzbinlerce insan toplama kamplarına gönderildi. Hatta bazı kaynaklara göre Cezayirliler bazı ölümcül deneylerde kobay olarak kullanılmıştır.

 

Setif Katliamının yaşanması ardından oluşan bağımsızlık ruhu ile  Demokratik Özgürlüklerin Zaferi Hareketi Örgütü kuruldu. Bu örgütün üyeleri, bazı uygulamalardan rahatsız olduğu gerekçesiyle örgütten ayrılarak Milli Kurtuluş Cephesi (FLN-Front de Libération Nationale) adıyla yeni bir örgüt kurdular. Bu örgüt bünyesinde Cezayirliler, 1 Kasım 1954 tarihinde silahlı mücadeleye başvurarak ülkenin her yerinde örgütlendi ve bağımsızlık savaşına başladı. Fransa’nın bağımsızlık mücadelesini engellemek adına giriştiği soykırımda birkaç yılda 1.5 milyon insan hayatını kaybetti.

 

Fransız Hükümeti, süren şiddet eylemlerine karşı 28 Ağustos 1955’te olağanüstü hal ilan etti. Cezayirliler’in ileri gelenleri, 1958’de Kahire’de toplandı ve Bağımsız Cezayir Cumhuriyetini ilan ederek Ferhad Abbas’ın başkanlığında bir geçici hükümet kuruldu.

 

1962 yılına kadar devam eden bağımsızlık mücadelesinde, Fransızların yerli halka son derece acımasızca yaptığı uygulamalar (binlerce insan uçaklardan ve  Kherata Boğazı’nda bulunan bir köprüden nehre atılmıştı) tarihe geçecekti. Ayrıca bölge halkına uygulanan abluka birçok Cezayirlinin açlıkla mücadele etmesine neden olmuştur. 18 Mart 1962’de savaş Evian Antlaşması ile son buldu. Fransa, uluslararası camiada daha fazla itibar kaybetmemek için ateşkes şartlarına uydu ve 1 Temmuz 1962 tarihinde yapılan referandum ile Cezayirliler’in % 91’i  bağımsızlık yönünde oy kullandı. Cezayir bağımsız bir devlet oldu. Afrika’da ‘bağımsızlığını savaşarak kazanan tek ülke’ unvanını aldı.

1999’dan beri ülkenin başında bulunan Abdülaziz Buteflika, Fransa’yı soykırım yapmakla suçlamaktadır ve Fransa Hükümeti’nden bir özür beklemektedir. Fransa iddiaları kabul etmemiştir ve bu iddiaların araştırılmasının tarihçilere bırakılmasını açıklamıştır.

 

Sonuç olarak Fransa sömürgelerinden çekilmiş olsa da, bugün o alanlarda Fransız kültürü hüküm sürmektedir. Fransızca, en çok konuşulan ikinci hatta birinci dil olma özelliğini göstermektedir. Ayrıca ekonomik anlamda da bağımlılıklar söz konusudur.

 

Fransa’nın Cezayir soykırım belgeselini buraya tıklayarak izleyebilirsiniz

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Bilal Canatan, FRANSA: DEVRİM’E TUTSAK ÜLKE, Muhafazakar Düşünce Dergisi – ed: Kenan Gürsoy, syf:47,sayı:11,2007

Bilal Tokmak, Fransa Sömürgecilik Tarihi – Celal Bayar Üniversitesi

Neslihan Temelat, Cezayir : İkinci Baharını Yaşamayan Ülke, Yasama Dergisi syf:70 sayı:22

Yirminci Yüzyılda BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi 5 Devletin İşlediği Soykırım ve Katliamlar – Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) ed: Hüseyin Türkan,syf:75 – 87, 2. BASKI,Ekim 2014

 ‘’ Setif Katliamı ’’ erişim tarihi : 30.04.2019

 https://www.dunyabulteni.net/tarihten-olaylar/cezayir-soykirimi-setif-katliami-h297494.html

  ‘’ Cezayir ’’ erişim Tarihi : 30.04.2019

https://islamansiklopedisi.org.tr/cezayir

 ‘’Bouteflika: ‘’ La France a commis un genocide contre l’identite Algerienne’’ ( Fransa Cezayir’de bir kimlik soykırımı yapmıştır.)

https://algeria-watch.org ‘’ erişim tarihi: 30.04.2019

 

Twitter’dan Takip Edebilirsiniz