Çarşamba, Temmuz 17, 2024
spot_imgspot_img

Top 5 This Week

spot_img

Related Posts

Avrupa Birliği Eğitim Ve Kültür Programları Çerçevesinde ROMANYA

Günümüzdeki birleşme hareketleri gerçekçilik yani rasyonalizm temelli oturtulan liberal iktisadi düşüncenin yeni baştan uygulama alanına çıkması olarak bilinir.  Fakat Avrupa’da çok eskilere dayanmasına bütün olarak 1950’lerden bu yana hayata geçirmesine karşın diğer coğrafyalarda pazar açılma anlayışı yenidir. Avrupa Birliği ise kategorik bir yapıda başlamış e süregelen bir süreçtir. Avrupa düşüncesinde Birlik temeli Roma Anlaşmasının daha ilerisinde bir geçmişe sahiptir.  Özellikle 1300’ler sonrasında konu hakkında birçok görüş söylenmiştir. Bu söylemlerin temelinde ise elbette ki savaşlarının etkisi son derece büyüktür.  Buradan hareketle bu ilk düşüncelerin ana hattına güvenlik kavramını oturtulması tesadüf olamaz.  Bundan sonraki gelen süreçte ekonomik güç ve siyasi yetki kelimeleri de Birlik kavramının içine dâhil edilmiştir. Bu konu hakkında 20 yüzyıl önemli devlet adamı ve siyasi düşünürleri olan Jean Monnet, R.Schuman, K. Adenauer, Winston Churchill, P.H Spaak ve De Gaulle gibi liderlerin katkıları   tartışılmazdır.
Tüm bunlardan hareketle AB’nin üstü bir sacayağı üzerinde kurulduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.  Bu kurumlar Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ( AKÇT) Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ( EURATOM) ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ( AET) olarak oluşturulan yapılardır. Avrupa, özellikle stratejik kaynaklar ve ekonomik temelli yeni bir ortaklık fikrini uygulamaya geçirerek ( 1957 Roma) bu sayede bir manada “Yeni bir çağ” başlatmış oluyordu. İfade Çok iddialı gibi görünse de Avrupa Ekonomik Topluluğu 100’ü aşkın ülkede ki faaliyetleri birleşme ve uyuma hareketleri sayesinde kendi varlığını hissettirir olmuştu.
Buradan aldığı güçle hareket  eden Avrupa Birliği ortaya koyduğu örnekte, ortak menfaatleri maksimum seviyeye çıkarmak için uluslar üstü (Supranational) otorite oluşturmak yoluyla birlik üyelerinin ortak mevki çıkarları haricinde kalan özel çıkarları dizginleyerek düşürmüştür. Bunu net bir şekilde görebileceğimiz antlaşmalar ise Tek Senet ( Single Act ),Maastricht  Antlaşması, Helsinki Anlaşması ve Nice anlaşmalarıdır. Ekonomik ve siyasi etkisi Dolayısıyla dünyanın süper gücü kabul edilen ABD’nin naftanın oluşum aşamasında ilk sırada yer alan ülke olması da dünyada başlayan bu yeni oluşumun neredeyse tamamıyla benimsendiğini gözler önüne sermektedir.
Günümüze geldiğimizde ise ülkeler bu konularda kendilerini sorduğu soruların değişmeye başladığını söyleyebiliriz  Eskiden temel soru olan bir entegrasyon hareketi içinde yer almalı mıyız? Sorusundan ziyade daha çok hangi veya hangi düzeyde için bir Entegrasyonu siyasi üyesi olmalıyız? Şeklini almıştır.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popular Articles