”Bir Kuşak Bir Yol” – Çin’in Modern İpekyolu Projesi

0 111

Herşey resmiyette 2013 yılında başlamıştı.Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı Xi Jinping Kazakistan ziyaretinde ‘’Bir Kuşak Bir yol’’ sloganıyla modern İpekyolu projesini tüm dünyaya duyurmuş ve 65 ülkeyi içerisine alan devasa projenin serüveni de burada başlamıştı..

Projeyi kabataslak ifade etmemiz gerekirse,Çin’den başlayıp kara ve deniz yollarıyla Orta Asya ve Batı Asya üzerinden geçerek Afrika ve Avrupa’ya ulaşan büyük bir ticaret güzergahıdır.

Ancak bu projeyi açıklamaya başlamadan önce ‘’Kadim İpekyolu Tarihi’’ne değinmemizde fayda var.Çünkü bu proje köklerini tarihinden almakta ve bütün Doğu’nun ortak bir tarihi ürünü olarak ortaya çıkmaktadır.

Bazı kaynaklara göre ‘’İpekyolu’’ ismini ilk kullanan kişi ünlü gezgin Marco Polo’dur.Çin’de üretilen ipeklerin bu güzergah üzerinden Batı’ya ticaretinin yapılmasından dolayı bu ismi verdiği düşünülmekte.Ancak kayda değer bir kesimse bu ismin ilk olarak Alman bilim insanı Ritchoften tarafından kullanıldığını öne sürmekte.

İpek yolu’nun bilinen eski başlangıç noktası bugünkü Loyang kentidir.Zamanla güzergah büyümüş,ilerlemiş ve Tin Şapilo kolu,Hint kolu,Zamin kolu,Semerkant kolu,Hazar kolu,Harat kolu ve Rey kolu olarak doğuyu adeta bir ağ gibi sararak batıya ulaşmıştır.Neticede Doğu’nun en ücra köşesinden başlayıp batıya doğru farklı kollarla ilerleyen bu ticaret yolunda bir durağa sahip olan devletler zenginleşmiş ve ürettiklerini uzak diyarlara satabilme imkanı bulmuşlardır.Bizim de tarihimizden aşina olduğumuz İpekyolu,bu nedenle bir çok savaşın nedeni olmuş ve devletler bu güzergaha hakim olabilmek için asırlarca birbirleriyle mücadele etmişlerdir.

Ancak coğrafi keşifler ve ardından Batı’da cereyan eden sanayi devrimiyle beraber bu güzergahın önemi yıllar geçtikçe azalmış ve doğu artık üretici konumundan tüketici konumuna geçmiştir.

Ancak 1976’da ÇHC’nin kapalı ekonomi anlayışından liberal ekonomiye geçmesi ve bunu takiben yabancı yatırımcıları bir bir ülkesine çekmesiyle Çin,daha 20.Yy’ın sonlarına gelindiğinde ekonomik olarak büyük bir ivme kazanmış ve 21.Yy’da da bu yükselişini devam ettirerek dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi başarmıştır.

Bunun akabinde Doğu’nun yüksek enerji potansiyelinin keşfedilmesi de İpekyolu projesine zemin hazırlamıştır.

2018 verilerine göre Amerika’nın ardından 12 Trilyon Dolarlık bir ekonomiyle ÇHC dünyanın ikinci büyük ekonomisidir.Ayrıca dünyanın en büyük 5.petrol üreticisi (yılda 3.8 milyon varil) konumunda ve belli minerallerin (kalay,demir,altın,fosfat,Çinko ve titanyum) üretiminde de dünyanın lideridir.

Son yıllarda artan sanayi hamleleriyle birlikte iş gücü masrafı artmış olsa da hala Çin dünyanın en ucuz iş gücüne sahip(üretime elverişli olmakla birlikte) ülkeler arasındadır.Çin hükümetinin 2018 yılının başlarında açıkladığı rakama göre işsizlik son yılların en düşük seviyesindedir (%3.95).

Ve gelelim Çin – Türkiye ticari ilişkilerine…21.yy’ın başlarından itibaren ÇHC’nin büyümesiyle parallelik gösteren Çin – Türkiye ticari ilişkileri TUİK verilerine göre 2000 yılında 1 milyar dolarlık bir seviyedeyken günümüzde iki ülke arasındaki ticaret hacmi 30 milyar dolara dayanmak üzeredir.Ancak bu sizi yanıltmasın.Bu tablo Türkiye’nin aleyhinedir.Çünkü her geçen gün Çin’le olan ticaret açığımız gitgide artmaktadır.Son açıklanan resmi rakamlara göre bu fark 24 milyar dolara dayanmıştır.Ancak Türkiye’ye Çin tarafından yapılan yatırımlar ve iki ülke arasındaki teslimat süresinin 30 günden 10 güne indirilmesini kapsayan çalışmalarla birlikte bu ticari farkın Türkiye’nin lehine azalması da öngörülmekte.

Modern İpekyolu Ülkelerinin İktisadi durumu

Her ne kadar kamuoyunda İpekyolu atılımına Çin perspektifinden bakılsa da ‘’Modern İpekyolu Projesi’’ 65 ülkeyi kapsamakta ve bu ülkelerden bir çoğu en az ÇHC kadar bu projede hayati bir değere sahip olmaktadır.

Kaydadeğer bir diğer husussa özellikle 2007/2008 yıllarındaki küresel krizden sonra Avrasya ve Doğu Asya(bir diğer anlamıyla İpekyolu) ülkeleri gelişimine devam etmiş ve bu 17 ülke (Çin,Afganistan,Azerbaycan,Gürcistan,Kırgızistan,Moğolistan,Tacikistan,Kazakistan,Türkmenistan,Ukrayna,Özbekistan,Hindistan,İran,Irak,Türkiye,Rusya) 2012 yılına gelindiğinde %6.9’luk bir büyüme oranı yakalamıştır.

Batı içinse durumun tam tersi olduğunu belirtmekte fayda var.Amerika merkezli olduğu düşünülen 2007 ekonomik krizi gelişmiş ülkelerin ekonomisine sekte vurmakla beraber,gelişen ve potansiyeli olan ülkeler içinse yeni bir fırsat olarak ortaya çıkmıştır.Bu duruma bağlı olarak küresel ekonomi değişim ve dönüşüm sürecine girmiş ve bu sürecin normlarını oluşturan 3 trend ortaya çıkmıştır.

1)Nüfus yönünden güçlü ve doğal kaynaklar açısından zengin ülkelerin üretim merkezi haline gelmesi(Hindistan,Çin,Rusya,)
2)Bulunduğu coğrafyanın ekonomi ve ideolojisinden sıyrılarak farklılaşan ülkelerin yükselmesi(Türkiye,Brezilya,Güney Kore)
3)Hızlı bir gelişme sürecindeyken krizle beraber düşüş yaşayan ekonomiler(Doğu Avrupa ve Arap ülkeleri)

bu durumu rakamlarla açıklamak gerekirse,2007 yılında dünya gelirinden Amerika’nın aldığı pay %21.3,Avro bölgesinin aldığı pay %16.3 ve diğer gelişmiş ülkelerin aldığı paysa %18.3’tü.

Ancak 2009 yılına gelindiğinde Amerika’nın %0.8,Avro alanının %0.9 ve diğer gelişmiş ülkelerin %0.5 azalmıştır.Buna karşılık Çin’in dünya ekonomisindeki payı %1.7 diğer İpekyolu ülkelerininse %2.7 oranında artış göstermiştir.

Bu durum bize gösteriyor ki İpekyolu projesi aslında Doğu’daki ekonomik ve iktisadi büyümenin bir parçası adeta bir sonucudur.Ve bunun akabinde yükselişi daha da hızlı devam ettirme isteğinin bir tezahürüdür.

               Batı Dünyası ve ABD’nin Tavrı

Doğu’nun bu yükselişine ve yeni İpekyolu atılımıyla başta ÇHC olmak üzere Orta Asya ve Doğu Asya ülkelerinin ekonomik ve iktisadi olarak kalkınmasına pek tabii ABD ve Avro bölgesinin de bir politika geliştirmemesi beklenemez.

Herşeyden önce 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler’e saldırı yapılmasıyla ABD bilfiil Orta Asya’ya müdahale etmiş ve bu coğrafyada etkin bir rol oynamaya başlamıştır.Kimi uzmanlara göre ABD’nin bu müdahalesi İpekyolu ticaretinde oyuna dahil olmak ve özellikle Çin – Hindistan arasındaki enerji koridorunu kontrol etmek amacı gütmektedir.

Devam eden süreçte ABD’nin,bölgenin gelişmemiş ülkelerine(Özbekistan,Tacikistan,Kırgızistan)bir dizi ekonomik yardımlar uygulaması da bu askeri müdahalenin sadece güvenlik sebebiyle yapılmadığını göstermektedir.Ancak bu ekonomik yardımların ve ABD enerji şirketlerinin yaptığı yatırımların pek de kayda değer olmadığını söylemekte fayda var.

Nitekim 2018 yılına gelindiğinde yeni İpekyolu trendine karşı sessiz kalmayan ABD,Çin ürünlerine ek vergiler getirerek yeni bir ekonomik savaşı başlatmıştır.

AB’nin bu duruma karşı tavrı ABD’den bir hayli farklıdır diyebiliriz.İlk olarak 2007 yılında AB ve Orta Asya ülkeleri arasında bir diyalog oluşturmak amacıyla ‘’AB ve Orta Asya:Yeni Bir Ortaklık Stratejisi’’ başlıklı bir çalışma yapılmış ve nitekim devam eden yıllarda bu çalışma geliştirilerek AB kanadında yeni bir hareket planının oluşturulmasında temel olmuştur.

AB perspektifinden bu projenin ‘’Rusya’ya bağlı enerji koridorundan kurtulmanın bir yolu’’ olarak görüldüğünü söyleyebiliriz.Rusya’nın,Ukrayna ile 2005 – 2008 yılları arasında yaşadığı bir dizi kriz sürecinden bir hayli etkilenen AB,Gaz ithalatının %82’sini aldığı Rusya – Ukrayna koridorunda enerji tedarikinde ciddi sıkıntılar yaşamıştı.

Orta Asya ülkelerinin İpekyolu güzergahından yeni enerji koridorları oluşturması AB’nin yararına olmakla birlikte,AB ülkelerinin de Orta Asya ülkeleriyle ticari ilişkilerinin(yapılan yatırımlar ve anlaşmalar açısından) en az ABD kadar zayıf olduğunu söylemekte fayda var.

Ancak AB’nin Kazakistan,Azerbaycan ve Rusya gibi enerji ülkelerinin en büyük müşterisi olmasını da göz ardı etmemek gerekir.

Bu durum gösteriyor ki önümüzdeki yıllarda Orta Asya ve Kafkasya’dan başlamak üzere,Türkiye ve Akdeniz üzerinden bir çok yeni enerji koridoru oluşacak ve AB kanadında enerji alternatifleri oluşmasını sağlayacaktır.

        Türkiye Perspektifinden İpekyolu

Projenin 2013 yılında ÇHC başkanı Xi Jinping tarafından Kazakistan’da ilan edildiğini söylemiştik.Bu yıldan itibaren Çin tarafından İpekyolu ülkelerine bir dizi yatırımlar yapılmaya başlandı.Türkiye ise bu projeye 2014 yılında ‘’Asya Altyapı ve Yatırım Bankası’’ (AIIB)’na kurucu üye olarak dahil olmuştur.

Nitekim 14 – 15 Mayıs 2016’da Pekin’de gerçekleşen ‘’Kuşak ve Yol Uluslararası İşbirliği Forumu’’yla birlikte Türkiye dahil 29 devletin katılımı sağlanmış ve orada imzalanan anlaşmalarla İpekyolu projesi tam anlamıyla hayata geçmiştir.

Ancak Çin tarafından Türkiye’ye yapılan yatırımların tarihi biraz daha geriye gitmektedir.Çin’in tek deniz aşırı hızlı tren hattı,yapımına 2004 yılında başlanıp 2014 yılında biten ve 750 milyon dolarlık Çin kredisiyle desteklenen ‘’Ankara – İstanbul Hızlı Tren Hattı’’dır.

Devam eden yıllarda Yavuz Sultan Selim Köprüsü,Marmaray,Anadolu’nun birçok noktasındaki tren hatları ve Zonguldak Filyos,İzmir Çandarlı,Mersin limanlarının da geliştirilmesini kapsayan projeler bir bir hayata geçirilmiş ve bu ticaret ağında köprü konumunda bulunan Türkiye’nin altyapı olanakları geliştirilmiştir.

Ancak sadece Türkiye’nin köprü konumundan bahsetmek durumu yeterince açıklamaz.Çin kanadında Türkiye 80 milyonluk nüfusuyla büyük bir pazar olarak görülmektedir.Nitekim bu duruma bağlı olarak da ikili anlaşmalar ve altyapı projeleri de ‘’Kazan – Kazan’’mantığına dayalı olarak yapılmıştır.

Şüphesiz ki konumu itibariyle Türkiye bu projenin en hayati noktasında bulunuyor ve bununla beraber tarihi bir fırsatla da karşılaştığı söylenebilir.Ancak sadece köprü konumunda bulunmak ve ticari akışa sessiz kalmak Türkiye için bir felaketi de beraberinde getirebilir.Çünkü Doğu’dan büyük bir ticari dalga Türkiye’nin üzerine gelecek ve Hindistan,Çin gibi ülkeler başta olmak üzere bir çok Asya ülkesiyle de ticari açığın artma tehlikesi de doğacaktır.

Nitekim Türkiye’nin bu tarihi fırsatı değerlendirmesi için yatırımlarını sadece altyapıyla sınırlı tutmayıp iktisadi olarak da gelişmesi ve bir üretim ekonomisi olmak için temeller atması gerekmektedir.Bu ticaret ağının son ve en önemli halkasında bulunmanın faydalarını tam anlamıyla görebilmesi için bu elzemdir.

        İpekyolu Ülkeleri

 

  • Doğu Asya: Çin, Moğolistan
  • Güneydoğu Asya: Brunei, Kamboçya, Endonezya, Laos, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland, Timor-Leste, Vietnam
  • Orta Asya: Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan
  • Ortadoğu ve Kuzey Afrika: Bahreyn, Mısır, İran, Irak, İsrail, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Filistin, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen
  • Güney Asya: Afganistan, Bangladeş, Bhutan, Hindistan, Maldivler, Nepal, Pakistan, Sri Lanka
  • Avrupa: Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Belarus, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Çekya, Estonya, Gürcistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Makedonya, Moldova, Karadağ, Polonya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye, Ukrayna.

 

Kaynakça

⇰Yıldıran,Mustafa.(2013)’’İpekyolu Ekonomileri – Türkiye İçin Alternatif Vizyon.İstanbul:Hiperlink Yayınları
⇰Tosun,Tayfun Tuncay.(2014)’’Çin Ekonomisinin gelişiminin İncelenmesi Ve Çin Ekonomisinin Türk Dış Ticaretine Başlıca Etkileri.’’
Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
⇰Bulut,Mehmet.(Ed)(2014)’’Medeniyetler Güzergahı İpekyolu’’İstanbul:Sabahattin Zaim Üniversitesi Yayınları
⇰İndigo Dergisi (2018) – ”Çin’in Deniz İpekyolu Girişimi” https://indigodergisi.com/2018/03/deniz-ipek-yolu-projesi-cin-abd/
⇰Ankasam (2017) -”İpekyolu Projesinde Türkiye’nin Yeri ve Önemi”,https://ankasam.org/ipek-yolu-projesinde-turkiyenin-yeri-onemi/
⇰https://tebledisticaret.com/tr/kesfet-piyasalar/cin/ekonomik-ve-politik-anahat?home_critere_pays=11

Leave A Reply

Your email address will not be published.