Perşembe, Temmuz 18, 2024
spot_imgspot_img

Top 5 This Week

spot_img

Related Posts

ÇİN’İN BORÇ DİPLOMASİSİ

Yıllarca İpek ve Baharat yolları güzergahına sahip olan Çin, ürünlerini bu yollardan Batı’ya satma imkanını elinde bulundurmuştur. Çin, yüzyıllarca Batı’nın karşısında yer almasına rağmen Sanayi Devrimine uyum sağlayamamış ve Batı’ya karşı gücünü kaybetmiştir. Çin’in kaybolan gücünü tekrardan kazanmak için küreselleşmenin etkisiyle değişim ve dönüşümlere ihtiyacı vardı. Bu yüzden de devrim gerçekleştirmesi gerekmekteydi. Gerçekleşen devrimlerden biri de Mao’nun Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmasıyla başlamıştır.

1 Ekim 1949’da komünist lider olan Mao’nun Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmasından kaynaklı olarak Çin ekonomik olarak gerilemiştir. Bu durumun temelinde ideolojik çatışmalarından kaynaklandığı görülmektedir. Ülkenin ekonomisinin gerilemesinin sebebi Mao’nun ekonomi politikalarındaki başarısızlıklardır. Kültür devrimi politikaları, ekonomi alanında olumsuz sonuç vermiştir. Ülke dış dünyadan kapalı bir ekonomi anlayışı benimsemiştir. Bu sebeple de üretimde ciddi düşüşler yaşanmıştır. Mao’nun ölümüyle iktidara Deng Şiaoping gelmiştir. Deng, Mao’nun izlediği dış politikayı terk etmiş ve ülke ekonomisini dış dünyaya açmıştır. Bu dönemde Pekin Yönetimi, IMF, Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası gibi uluslararası ve bölgesel kurumlara üye olmuştur. 1970’ten günümüze kadar Çin’in yükselişi devam etmektedir. Çin’in GSMH 1.2 Trilyon dolar iken 2019 başlarında 14.3 Trilyon dolar olmuştur.

  1952’den beri dış politikasını;

  1. Egemenliğine saygı,
  2. Karşılıklı saldırmazlık,
  3. İçişlerine karışmama,
  4. Karşılıklı fayda ve eşitlik temelinde iş birliği,
  5. Barış içinde birlikte yaşamak.

Şeklinde benimsemiştir.

Pekin Yönetimi, uluslararası sistem içindeki nüfuzunu artırmak için özellikle üçüncü dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelere yönelmektedir. Bu ülkelerin dışında doğal kaynak bakımından zengin ülkelere de yönelmektedir. Bu ülkelerin kredi ihtiyaçlarına ve dış kalkınma gibi yatırımlarına öncülük ederek onları borçlandırıp, bu devletleri kendine bağlayıp sömürmekle suçlanmaktadır. Çin’in uyguladığı bu stratejiye ‘borç tuzağı diplomasisi’ de denilmektedir.

 

Borç Diplomasisi Nasıl İşliyor?

Çin’in hedefinde olan ülkeler genellikle üçüncü dünya ülkeleridir. Hedeflenen ülkelerin geneli Batı’ya güvenmemektedir ve buna karşı da alternatif olarak Çin görülmektedir. Batı ülkeleri borç vereceği zaman birtakım sınırlamalar ve dayatmalar getirmektedir. Borç talebinde bulunan ülkenin siyasi koşullarına, paranın nereye ve hangi şartlarda harcayacağına dek geniş koşulların sağlanması istenmektedir. Bu durum da talepte bulunan ülkeyi zora sokmaktadır. Çin’in ise tek bir şart olarak Tayvan’ı tanımaması yeterli olmaktadır. Siyaset ve ekonominin ayrı şeyler olduğunu, iç siyasetine ve durumuna karışmanın saygısızlık olduğunu vurgulaması neticesinde, gelişmekte olan ülkeler için Çin daha cazip gelmektedir.

Çin borç verdiği ülkelere sürekli faiz yüklemektedir. Gelişmekte olan ülkeler olması sebebiyle bu ülkeler borçlarını ödeyemeyecek duruma gelmektedir. Doğrudan olmasa bile dolaylı şekilde Çin’in boyunduruğu altında kalmaktadırlar. Çünkü, Çin’e borcunu ödeyemeyen ülkeler iletişim, altyapı, enerji, ulaşım vb. önemli stratejik kuruluşlarını Çin yönetimine vermek zorunda kalmaktadırlar. Ayrıca Çin’e borçlanan ülkenin kendi vatandaşları vasıflı eleman olarak istihdam edilmektedir, yerli vatandaşların yetkin insanları ise istihdam dışı kalmaktadır.

 

Borç Diplomasisi Uygulaması; Sri Lanka, Zambiya Ve Cibuti

Günümüzde Çin’e olan borçlarını ödeyemeyecek durumda olan veya ödeyememesi muhtemel ülkelerin, borçlandırmaya yönelik uygulanan diplomasi ile ulusal çıkarları ciddi şekilde tehlike altındadır. Aslında Çin’in uyguladığı borç diplomasisi sıfır toplamlı oyun modeli olarak da yorumlanabilir. Borç diplomasisinin sonuçlarının en somut örneklerinden Sri Lanka, kolay sağlanan krediler ve yatırımlar ekonomik olarak Çin’e bağlanmıştır. 2007 yılında ülke iç savaş halindeyken liman yaptırmak için kredi arayışının sonucunda, limanın masraflarını karşılamak adına; IMF, Dünya Bankası, Japonya, Hindistan, Asya Kalkınma Bankası gibi birçok bölgesel ve küresel ekonomik kuruluşlardan kredi talebinde bulunulmuştur. Ülke, yaşanan iç savaş nedeniyle ve insan hakları ihlali iddialarından dolayı talebine olumlu sonuç almamıştır.

Sri Lanka, kaynak bulamaması ve Tayvan’ı tanımıyor olmasından dolayı ‘kaynak umudu’ olarak Çin’e yakınlaşmıştır. Başka bir deyişle, ekonomik tahakküm kurma süreci başlamıştır. 2009 yılında limanı tamamlamak ve havaalanı inşa etmek için 1,9 milyar dolar kredi almıştır. Hükümet değişikliği olmasına rağmen Çin’e olan borçlanmasını bitirememiş ve borçlanma artarak devam etmiştir. Borç ödemekte zorlanan Sri Lanka, son çare olarak borç diplomasisine tam anlamıyla teslim olmak zorunda kalmıştır. Toplam borcu 64 milyar dolar olan ülke, geri kalan 8 milyar dolarlık borcunu ödeyemediği için 2017 yılında Hambantota kentinde bulunan büyük bir kısmı Çin kaynakları ile yapılan limanının işletme hakkının %85’ini borcunun 1,1 milyar dolarlık kısmına karşılık Çin’e devretmek zorunda kalmıştır. Devredilen liman yıllık 40 milyar dolar gelir elde etmektedir (TANDOĞAN, 2019).

Afrika’nın Güneyinde yer alan Sri Lanka gibi Çin’e sürekli olarak artan borcu ile Zambiya da bu oyunun içinde yer almaktadır. Çin’e olan borcunu ödemekte zorlanan Zambiya’ya ait bazı ulusal kurumlarının yönetiminin Çin’e kira yoluyla devredildiği iddiası, tedirginlik meydana getirmektedir. Zambiya devlet başkanı Edgar Lungu, iktidarı ile Çin ile olan ilişkilerinde yakınlaşmalardan dolayı dikkatleri üzerine çekmiştir. 2015 yılında çeşitli yatırımlar amacıyla Çin ile 8 milyar dolar değerinde finansman anlaşması imzalanmıştır (Vural, 2019).  Yüksek miktarda alınan borçların geri ödenememesi sonucunda; elektrik şirketi, TV ve radyo istasyonu, havaalanı gibi kurumsal işletmelerin haklarını Çin’ e devrettiği iddiaları iç ve dış kamuoyunda büyük yankı oluşturmuştur. Zambiya bu iddiaları yalanlasa dahi Çin ile olan yakınlıkları göz önünde bulundurulduğunda devredildiği iddialarının doğrulanabileceği yorumu yapılmaktadır.

Borç diplomasisine kapılan bir diğer ülke de Cibuti’dir. Fakat Cibuti’nin diğer iki ülkeden farklı olarak küresel rekabette daha fazla önemi vardır. Afrika’nın boynuzu olarak tanımlanan bölge, Ortadoğu’ya ve enerji geçiş yollarına olan yakınlığı nedeniyle stratejik olarak önem arz etmektedir. ABD ve Çin başta olmak üzere birçok ülkenin askeri üssünün bulunduğu bölgede bir ülkenin orada hakimiyet kurması, diğer ülkeleri fazlasıyla rahatsız eden bir durumdur. ABD başta olmak üzere birçok ülke tarafından Cibuti’nin Sri Lanka ile aynı kaderi paylaşacak olmasından endişe duymaktadırlar. 2017 yılının sonunda ülkenin 1,72 milyar dolar borcu bulunmaktadır, bu da milli gelirin %88’ine tekabül etmektedir.

 

Tek Kuşak Tek Yol Projesi Kapsamında Borç Diplomasisi

Tek Kuşak Tek Yol Projesi kapsamında; üye devletler arasında demir, kara ve dijital bağlantılar, köprüler, petrol, doğal gaz boru hatları, lojistik üstler, enerji santralleri, hava alanları, limanlar gibi büyük tesisler yer almaktadır. Proje iki kısımdan oluşmaktadır. İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve Deniz İpek Yolu şeklindedir.

Kara güzergahında altı koridor bulunmaktadır. Bu koridorlar;

  1. Çin- Hindiçini Yarımadası Ekonomik Koridoru
  2. Çin- Pakistan Ekonomik Koridoru
  3. Çin- Orta Asya- Batı Asya Koridoru
  4. Çin- Moğolistan- Rusya Ekonomik Koridoru
  5. Çin- Bangladeş- Hindistan- Myanmar Ekonomik Koridoru
  6. Yeni Avrasya Kara Köprüsü Ekonomik Koridoru

Modern İpek Yolu olarak da anılan girişimin kara ayağını oluşturan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ile Çin’den, Kazakistan ve Moğolistan’dan başlayarak Rusya ve İran üzerinden Avrupa’ya ulaşacak şekilde demiryolu bağlantıları oluşturulması ve bölge ülkeleri ile ticareti artırıcı ve kolaylaştırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi öngörülen bir projedir.

Tek Kuşak Tek Yol Projesinde yer alan ülkeler genellikle gelişmekte olan veya üçüncü dünya ülkeleri kategorisinde yer alan ülkelerdir. Bu durum, proje ile borç diplomasisinin birbiriyle bağlantılı olabileceği yorumlarını akla getirmektedir.

Tek Kuşak Tek Yol Projesi içinde yer alan ülkelere Asya Altyapı ve Yatırım Bankası aracılığıyla borç verilerek, proje için gereken altyapı ve üstyapı çalışmaları sağlanmaktadır. Çin bu şekilde ülkeler üzerinde ekonomik üstünlüğünü kullanarak siyasi bir üstünlük elde etmektedir. Böylece Çin, küresel güç olma güdüsünü ekonomisiyle desteklemekte ve Bir Kuşak Bir Yol Projesi’yle garanti altına almayı amaçlamaktadır.

SONUÇ

         Tarihsel açıdan incelendiği zaman 1991 yılında SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte Türki devletler bağımsızlıklarını kazanmalarının yanı sıra birçok sorunla da karşılaşmışlardır. Oluşan sorunların başında da ekonomik sorunlar gelmektedir. Türki devletlerin tam anlamıyla devlet statüsünde olabilmeleri için ekonomik yardımlara ihtiyacı vardı. O dönemde yardım edebilecek tek ülke olarak ABD akıllara gelmekteydi. Ama yükselen ve yeni yeni stratejiler geliştiren Çin, ABD’nin bölgede hakimiyet kurmasını istemiyordu. Bu durumda Çin Türki Devletlere yardım etmiş ve oluşturmak istediği stratejiyi başarılı bir şekilde uygulamıştır.

Borç (tuzağı) diplomasisinin kaynağı, uygulandığı dönemde uygulanan devletlerin üretimde gösterdikleri ekonomik olarak hızla gelişmelerinde aranmalıdır. Yirminci yüzyılın sonu itibariyle Çin’in üretimi yeni boyut kazanmıştır. Bu durum ile Çin, kendi sınırlarının dışında da faaliyet gösterme ihtiyacı hissetmiştir ve borç diplomasisini uygulamıştır. Uyguladığı strateji Pekin yönetiminin sömürgeci eğilimde bir yapısı olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Sömürgeci eğilimin belirgin özelliği olarak ekonomik güç ‘dış politika kartı’ olarak etkin bir şekilde kullanılmıştır. Pekin’in ‘siyaset yerine ticaretin öncelemesi’ anlayışı emperyalist bir mantık ile açıklanabilir.

Bu durumdan da anlaşılacağı üzere Çin’in önceliği güvenlikten ziyade ekonomidir. Her ne kadar güç uygulamaları yerine barışçıl yollarla ilerliyormuş gibi görünse de en ufak ulusal çıkarının zarar görmesini hissettiği durumda Pekin yönetiminin anında tehdit, şantaj ve askeri güç kullanmaya kadar gidebilecek durumda olduğu görülmektedir.

 

KAYNAKÇA

AYDIN, HASAN/ DOLAR DİPLOMASİSİ VE BORÇ TUZAĞI DİPLOMASİSİ: ABD VE ÇİN ÖRNEKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI/ ULUSLARARASI POLİTİK ARAŞTIRMALAR DERGİSİ/ARALIK 2019 3

ŞAHİN, YAVUZ/ ÇİN TARAFINDAN UYGULANAN BORÇ TUZAĞI DİPLOMASİSİ/DERİN TAHKİK/ 05.06.2021

TUĞBA ÇELİK

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popular Articles