İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

Öncelikli Batı Bir Belge midir?

Tarihi geçmişe baktığımız zaman, insan hakları kavramı devletle sivil toplum arasında, yani devletle birey arasında karşıtlığın yaşandığı Batı dünyasında ortaya çıkmıştır. Tıpkı demokrasi gibi insan hakları da bu bakımdan sistemli bir bütünlük içinde ve tarihi olarak Batıya özgü bir kavram olma özelliğini taşımaktadır.

İnsan hakları yüzyıllarca verilen mücadeleler sonucunda ulaşılmış olan bir değerdir. Eğer günümüzde artık insanların sadece insan olmak nedeniyle devredilmez ve vazgeçilmez, kişiliklerine bağlı birtakım haklara sahip oldukları kabul ediliyorsa bu çok çetin ve bedeli çok ağır ödenmiş bir tarihi geçmişe dayanmaktadır.

İnsan hakları kavramı, günümüzde uluslararası hatta ulusal üstü ilişkiler açısından son derece güncel bir konudur. Bu konu tarihi gelişimi içinde demokrasi gibi Batı toplumuna aittir. Ancak günümüze kadar gelişiminde tüm dünyayı etkilemiştir. İnsan haklarının çağlar boyunca Batı’da gelişimi, yöneten ve yönetilenler arasındaki zorlu mücadelelerin sonucunda Ortaya çıkmıştır.[1]

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin İkinci Dünya Savaşının bitiminden yaklaşık üç yıl sonra, 10 Aralık 1948’de kabul edilmesi, insan haklarının tarihsel gelişiminde bir dönüm noktası olmuştur. Bu beyanname sadece uluslararası ilişkilerin sabit bir unsuru olmakla kalmadı, aynı zamanda küresel ahlaki normları da oluşturdu. 20. Yüzyılın ilk yarısında, özellikle ikinci dünya savaşı sırasında, belirli devletlerin, kurumların ve bireylerin insan haklarının uluslararası korunmasına yönelik çabaları ve girişimleri İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin doğuşunu hazırlamıştır.[2]

Yüzyıllar boyunca dünya üzerinde yaşanan savaşlar ve kıyımlar dünya tarihine birer kara leke olarak kazınmıştır. Savunmasız suçsuz ve günahsız olan azınlıklar ve ölüme mahkûm edilen uluslar kendi haklarını savunamamakta ve adeta bir etnik kıyıma maruz kalmaktadır. Aynı şekilde haklı davası ve mahkeme kararıyla dahi olsa hakkının savunulması eksik kalmış veya milli mahkemelerde gerektiği gibi işlenemeyen davalarında evrensel bir mahkeme ve kanun önünde sonuca kavuşturulması gerekliliği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin açıklanmasını ve korunmasını zorunlu kılmıştır. İnsan haklarının korunması zorunludur ve her bireyin bu haklarını kullanmak istemesi için bir istemede bulunması da Uluslararası hukuka uygun ve gerçekçidir.[3]

İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca, oylama sonucunda kabul edilmiş bir karardır. Bu nedenle, teknik hukuk anlamında “tavsiye” niteliğindedir; dolayısıyla da “bağlayıcı” bir etkisi yoktur. Ama 360 kadar dile çevrilmiş olmasının da gösterdiği gibi, Evrensel Bildiri’nin dünya çapında büyük ilgi uyandırdığı bir gerçektir.[4]

Evrensel Bildiri 300’den fazla dile çevrilmiştir. Bu özelliği ile de en çok dile çevrilen insan hakları belgesi olma özelliğini taşır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,  4 Aralık 1950 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda, 423(V) sayılı kararıyla “10 Aralık” gününü, “İnsan Hakları Günü” olarak ilan etmiştir. 1948 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB), insan hakları sisteminin ana temellerini özgürlük, eşitlik ve dayanışma olarak belirlemiştir. Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve fikir ve ifade özgürlüğü gibi özgürlükler insan hakları tarafından korunur. Benzer şekilde insan hakları eşitliği, bütün insan haklarının kullanılmasında her türlü ayrımcılığa karşı eşit korumayı, kadınlar ile erkekler arasındaki eşitlik de dahil olmak üzere koruma altına alır. Bütün insanlar için evrensel insan hakları kavramı, devletler tarafından ancak İkinci Dünya Savaşı’nın dehşetinin ardından, BM Şartı’nın ilgili hükümlerinin yorumu niteliğinde olan ve Birleşmiş Milletler sisteminin olmazsa olmaz bir öğesi niteliğindeki İHEB üzerinde 8’i sosyalist ülke olan 48 devlet anlaşmaya varıp Güney Afrika çekimser kaldığında kabul edilebilmiştir. O zamandan bu yana BM üyelerinin sayısı 193’e çıkmıştır. Hiçbir devlet Bildirge ’ye itiraz etmemiştir ve bugün Bildirge’nin büyük bölümü uluslararası teamül hukuku olarak kabul edilmektedir.[5]

Önsöz ve otuz maddeden oluşan Beyanname incelendiğinde, bunun çağdaş anayasalarda yer alan insan hak ve özgürlüklerini kapsadığı ve yine çağdaş görüşe uygun olarak klasik özgürlüklerle, sosyal ve ekonomik hakların bir sentezini gerçekleştirmeye çalıştığı görülür.[6]

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde kabul edilen haklar daha sonra Birleşmiş Milletler ikiz sözleşmeleri olarak bilinen Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu iki metin BM Genel Kurulunun 16 Aralık 1966 tarihli toplantısında onaylanarak 3 Ocak 1976’da yeterli sayıda devletin onaylamasıyla yürürlüğe girmiştir.[7]

Bu bildirgenin yayınlanmasının ardından Birleşmiş Milletler öncülüğünde pek çok uluslararası hak ve özgürlük bildirgesi kabul ve ilan edilmiştir. Bu bildirgelerin başlıcaları şunlardır[8]:

  • Sığınanların Statüsüne İlişkin Sözleşme, 28 Temmuz 1951
  • Kadınların Siyasal Haklarına İlişkin Sözleşme, 20 Aralık 1952
  • Çocuk Hakları Bildirgesi, 20 Kasım 1959
  • Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Uluslararası Sözleşme, 14 Aralık 1960
  • Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleş-me, 21 Aralık 1965
  • Toplumsal Gelişme ve Kalkınma Bildirgesi, 11 Aralık 1969
  • Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi, 18 Aralık 1979
  • Din ve İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirisi, 25 Kasım 1981
  • İşkence ve Öteki Zalimce, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Davranış veya Cezalandırmalara Karşı Sözleşme, 10 Aralık 1984
  • Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, 1995

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Ali KUYAKSİL, ‘’İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’, Türk İdaresi Dergisi, Ankara, 2001, s.246.

[2] Görkem BİRİNCİ, ‘’İnsan Hakların Evrensel Bildirgesi’nin Kısa Tarihi’’, Degipark, Ankara, 2017, s.50.

[3] Tarihi Olaylar, (Erişim) https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/insan-haklari-evrensel-beyannamesi-, 196, 03 Ocak 2020.

[4] Rona AYBAY, ‘’İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’’, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Ankara, 2016, s.5-6

[5] Wolfgang BENEDEK, ‘’insan Haklarını Anlamak’’, İnsan Hakları El Kitabı, Türkiye Adalet Akademisi Yayınları, Ankara, 214, s. 34-40.

[6] Münci KAPLANİ, ‘’Kamu Hürriyetleri’’, AÜF Yayınları:453, Ankara, 1981. S.62-65.

[7] Said Vakkas GÖZLÜGÖL, ‘’Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İç Hukukumuza Etkisi’’, Hilmi Usta Matbaacılık, Ankara, 1999, s.52.

[8] Coşkun Can AKTAN, ‘’Haklar ve Özgürlükler Antolojisi’’, Hak iş Yayınları, Ankara, 2000, s.28-29.

 

 

İbrahim ŞİRİN, Ufuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans Mezunu, İnsan Hakları alanında çalımaktadır.


Like it? Share with your friends!

What's Your Reaction?

hate hate
0
hate
confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
love love
0
love
lol lol
0
lol
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Biçim Seçin
Yazı
Yazı veya Makale yollayın
Bilgi Yarışması
Bilgiyi kontrol etmeyi amaçlayan doğru ve yanlış cevapları olan bir dizi soru hazırlayın
Kişilik Testi
Kişilik hakkında bir şeyler ortaya çıkarmayı amaçlayan bir dizi soru hazırlayın
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama hazırlayın
Liste
Klasik Listeleyici
Geri Sayım
Geri Sayım Oluştur
Açılır Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi gönderime oy verin
Sıralama Listesi
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı oy verin