Japonya: Meji Öncesi Dönem, Meji Dönemi, Çin-Japon Savaşı ve Rus-Japon Savaşı

0 95

A ) Meji Öncesi Japonya
Meji restorasyonu yaşanmadan önce Japonya’da yüzlerce yıl hüküm süren ikili bir yönetim anlayışı vardı. İmparatorluk merkezi Kyoto’da iken; merkez dışında hüküm sürmekte olan askeri bir yönetim de bunmaktaydı. Shogun adı verilen bu askeri yöneticiler imparator adına hareket ettiklerini iddia ederlerdi. Bu sistem, bir çeşit babadan oğla geçen askeri hanedanlıkları da meydana getirmiştir. Shogun sistemi Bakufu adı verilen bir yönetim şekli de oluşturmuştur. Bu anlayışta Shogunlar tartışılmaz bir hale gelmişti. 1393-1573 yılları arasında Asikaga döneminde Japonya da kapitalleşme sürecinin yaşandığını görmekteyiz. Bu dönemde Japonya’da Orta tabakanın oluşmaya başlaması, siyasi yaşamda yaşanan gelişmeler, Kyhusu Adasına Portekizlilerin ayak basması ve ticari faaliyetler ve de ortaya çıkan kültürel faaliyetlerin neticesinde etkileşimin yaşanması, Büyük Japonya hayallerinin kurulmaya başlaması, Kore yakınlarına yapılan keşifler vb. örnekler sıralayabiliriz.

1603-1856 yılları arası Tokugawa Dönemi olarak adlandırılır. İktidarın homojenleşmesi sürecinde Avrupalıların önemli etkisi olmuştur. 16.yüzyılda Portezli tüccarlarla, beraberlerinde gelen Hristiyan misyonerler 1543 yılında Japon adalarındaki Tanegashima Limanına demirledi . 1549 yılında da başta Francis Xavier olmak üzere Jizvit misyonerleri ülkeye varmak suretiyle Batı Japonya’da Hristiyanlığı yaymaya başladılar. Portekizliler , ticaret mallarındaki zenginlikleri ,büyük gemileri ve askeri kabiliyetleri ile Japon savaşçıları ve soyluları etkilemeye çalışırken, hristiyan misyonerlerde halkı etkilemek suretiyle taraftar toplamaya çalışıyorlardı.

Ateşli silahların giderek yayılmaya başlaması ile Japonya’da var olan iktidar mücadelesi daha kanlı olmaya başlamıştır. Bu mücadele arasından sıyrılan Ieyasu Tokugawa , 1600 yılındaki , Sekigahra Savaşından sonra ,1603 ‘de Japon İmparatoru , Shogun ünvanını alarak ülkenin en güçlü kişisi olmuştur. Tokugawa ‘nın kurduğu Baku-han sisteminde , Güneşin Oğlu ( Japon İmparatorunun Unvanı) adına feodal soylular tarafından ülke uzun yıllar yönetilmiştir.

Tokugawa Hanedanlığı döneminde kurulan Baku-han sisteminin ne olduğu konusunda bilgi vermekte yarar vardır. Baku denilince askeri yönetim kast edilir, han denilirken ise daimyolar (Yerel idare Sistemleri) tarafından idare edilen yerler kast edilir. Hanedanlık, dış ilişkilerden, Japon toplumunun genel güvenliğinden sorumluydu. Yerel İdare Sisteminde birleştirme, ayırma veya son verme yetkisine de sahipti. Askeri güç de bu hanedanlığın elinde bulunmaktaydı. Sahip olduğu geniş yetkilerle ülkeyi yönetiyorlardı. Sahip olduğu yetkilerin İmparatorluk saray yönetimi tarafından verildiğini de unutmamak gerekmektedir.

Tokugawa Hanedanlığı ve Shogunluk Dönemleri

1. Tokugawa Ieyasu………….(1603–1605)
2. Tokugawa Hidetada………(1605–1623)
3. Tokugawa Iemitsu…………(1623–1651)
4. Tokugawa Ietsuna………..(1651–1680)
5. Tokugawa Tsunayoshi……(1680–1709)
6. Tokugawa Ienobu…………(1709–1712)
7. Tokugawa Ietsugu…………(1713–1716)
8. Tokugawa Yoshimune…….(1716–1745)
9. Tokugawa Ieshige………….(1745–1760)
10. Tokugawa Ieharu………….(1760–1786)
11. Tokugawa Ienari…………..(1787–1837)
12. Tokugawa Ieyoshi…………(1837–1853)
13. Tokugawa Iesada………….(1853–1858)
14. Tokugawa Iemochi…………(1858–1866)
15. Tokugawa Yoshinobu………(1866–1867)

19. yüzyılın ilk yarısından itibaren Tokugawa Hanedanlığının ortaya koymuş olduğu Baku-han sistemi, ulusal yönetimin yetersiz ekonomik ve siyasal yapısı sebebinden dolayı sarsılmaya başlamıştı. Yaşanılan ekonomik yetersizlik arkasından kıtlık getirmiştir. Kıtlık sebebiyle insanlar ya açlıktan ya da hastalıktan ötürü yaşamlarının yitirmiştir. Ülke içerisinde yaşanan bu kıtlık tehlikesi sonrasında sosyal ve ekonomik temelleri derinden sarsmış olup siyasal sisteme de zarar vermiştir. Ortaya çıkan ağır hizipleşme sonrasında düzenin sorgulanmaya başladığını görmekteyiz.

Tokugawa Hanedanlığın 1600-1868 yılları arasında ülkeyi yayılıcı Avrupa’ya karşı korunmak maksadıyla uygulamış olduğu ulusal tecrit politikasının Baku- han sitemini bozması sonrasında, başta ABD olmak üzere diğer Avrupalı güçler tarafından zorla yeniden dünyaya açılması sağlanmıştır. Peki, bu tecrit nasıl kırıldı? Batı ülkeleri Japonya’nın bu tecrit politikasından vazgeçmesi görüşündeydiler.1783 ten itibaren yapılan baskılar neticesinde Japonya ilk uluslararası anlaşmasını 1854 yılında ABD ile imzaladı. Ve Hakodate, Nagazaki, Niigata ve Kobe Limanlarını ticarete açmaya zorlandı. Ve bu anlaşmayı diğerleri takip etti. Böylece Japonya’nın artık kendisini dünyadan izole etme şansı da kalmadı. Ocak 1868 yılında yapılan gizli hareketlenme sonrasında Kyoto’daki saray zapt edilir. Böylece Tokugawa yönetimine darbe vurulmak amaçlanmıştır. Ve yapılan başarılı hareket sonrasında Tokugawa hanedanlığı devre dışı bırakılarak ikili yönetime son verilmiştir. Yönetim ise otoritesi tüm ülkede tanınmış olan ulusal yönetimin eline geçti.

B) Meji Dönemi Japonya

Japonya’nın siyasi tarihinde Meji dönemi modernleşme ve yeniden başlangıcı işaret etmektedir. Böyle bir başlangıcın yaşanmasının altında iç ve dış nedenler olmak üzere iki neden yatmaktadır. İç neden; Tokugawa Hanedanlığının inşa etmiş olduğu Baku-han sisteminin etkisini yitirmesi. Dış neden ise Tokugawa hanedanlığının uygulamış olduğu ulusal tecrit politikasının sona erdirilmesine yönelik ortaya çıkan ve artan dış baskılar.
Dönemin Japon İmparatoru ülke’nin Batılı güçler tarafından kuşatılmış olduğunun farkındaydı. Uluslararası alanda bağımsız olabilmek, askeri ve ekonomik anlamda güçlü bir ülke olabilmekten geçiyordu. Bundan dolayı Meji döneminde yapılan modernleşme sürecinin temel amacı; Japonya’nın batılı güçlerle sağlam statüde mücadele sergilemesini sağlamaktı.

Bundan ötürü Japonya, Batılı ülkelere bu ülkelerin askeri, siyasi ve ekonomik sistemlerini öğrenmek ve ülkede uygulamak için delegeler gönderir. “Zengin Ülke Güçlü Ordu” sloganı devletin temel sloganı haline gelmiştir. Dış politika noktasında iki önemli gündem maddesi yer buluyordu: Birincisi, Tokugawa Hanedanlığı’nın son dönemlerinde başta ABD olmak üzere birçok batılı ülkenin antlaşmalarla kazandığı ayrıcalıkların revizyonunu sağlamak. İkincisi ise komşularla yaşanan sınır sorunları.

1880’ler başından itibaren Japonya’nın ekonomik, siyasi ve askeri alt yapı manasında giderek güçlenmeye başladığını görmekteyiz. İç dinamikler manasında 1881 yılında ilk ulusal temelli siyasi parti olan Anayasal Liberal Parti kuruldu. Bunu 1882 yılında kurulan Anayasal Gelişim Partisi izledi. 1889 yılında Prusya modeline dayanan ilk yazılı anayasa oluşturulur. 1889 Anayasası ile beraber Diet ( imparatorluk Meclisi ) kurulur. Bu girişimlerle Japonya’nın batıyı yakalama girişimlerinde somut adımlar atıldığını görmekteyiz.1890 yılından sonra batıyı yakalama temelli politikayı daha güçlü alt yapıya oturtma anlayışı yer bulmuştur. Bu noktada Japonya’nın güvenlik ve ekonomik manada çevresel etkisini genişletmek anlamında mücadeleye girdiğini görmekteyiz. Bu manada Japonya’nın Çin ve Rusya ile mücadeleye girdiğini görmekteyiz.

C) Çin –Japon Savaşı

Meji döneminde Japonların Kore Yarımadasına olan ilgisi giderek artar. Muhafazakar ve otoriter monarşi ile yöneltilen Kore hem içerden hem de dışarıdan baskılara maruz kalıyordu. Bu noktada Japonya Kore’ye sorumluluk bilinciyle yaklaştı. Meji döneminin ilk 10 yılında Çin’in Kore’ye uygulamış olduğu baskı Japonya tarafından endişe ile karşılandı. Bu endişe ve iki tarafın da Kore yarımadasına hakim olma yarışında giderek sevk edilen askerlerin hız kazandığı görmekteyiz. Bu durum sonrasında Nisan 1885 tarihinde Çin ile Japonya arasında Tiancin Antlaşması imzalanır. Yapılan bu antlaşma gereğince iki tarafta askerlerini geri çekeceklerini yazılı olarak bildiriyorlardı. Ancak yapılan bu antlaşma aradaki rekabeti durdurmaya yetmedi.

Yaşanan rekabet sonrasında 1 Ağustos 1894 tarihinde Japonya Çin’e resmen savaş ilan eder ve bir hafta sonra da Seul’u işgal eder. Bu durum Kore hükümeti tarafından da kabul edilir. Japonların ilerlemesi Mançurya, Kinçru ve Wei-Hei-Wei limanını alarak devam eder. Japonya ilerleyişi ile birlikte Çin de Japonya tarafından barışa zorlanır. Çin, Amerika’nın arabulucuğu ile 30 Mart 1985 yılında Japonya ile uzlaşmaya varılır. Ve 17 Nisan 1985 tarihinde Japonya ile Çin arasında Shimonoseki Barış Antlaşması imzalanır. Bu antlaşmaya göre :

1. Kore’nin bağımsızlığı kabul edilecek.
2. Çin, Formosa’yı, Pescaderos adalarını ve Liao-tung Yarımadası’nı Japonya’ya terk edecek.
3. Çin 750 milyon frank savaş tazminatını iki taksit halinde ödeyecek,
4. İkinci taksit ödeyinceye kadar, Japonya Wei-Hei-Wei limanını elinde tutacak,
5. Yukarı Yang-taze nehri üzerinde Chung-King Japon ticaretine açılacaktı.

D) Rus- Japon Savaşı

Japonya’nın Rusya’yı bir tehdit olarak görmesinin altında iki ülke’nin ulusal çıkarlarının ortak bölgelerde çakışıyor olması yatmaktadır: Kore ve Mançurya. Bundan dolayı 1898 yılında bu bölgeler namına iki ülke arasında bir dizi anlaşmalar imzalanır. Ancak Rusya’nın imtiyazları biraz daha artırması Japonya’yı endişelendirmiştir. Bu gelişmelerle birlikte 1898-1901 yılları arasında yaşanan Boksör isyanı sırasında Rusya’nın Mançurya’yı işgal etmesi ve Çin’den çekilmemesi Rusya ile Japonya arasındaki ilişkilerin iyice gerilmesine sebep olmuştur. Japonya’nın Ruslara karşı sergilemiş olduğu bu cesurca davranışın arkasında İngiltere’nin Japonya’nın arkasında yer alması yatmaktadır. Rusya, Fransa ve Almanya nezdinde kendisi taraftar bulmuş olsa bile beklediği sonucu elde edemedi. 1902 yılında Rusya ile Çin arasında Pekin Protokolü imzalanarak üç aşamalı bir geri çekilme taahhüttü verilse bile Japonların bir diz talepleri olmuştur.

1903 yılında Japonya Rusya’ya bir anlaşma önerse bile taraflar arasında var olan fikir ayrılığı nedeniyle ortak bir zeminde buluşamadılar . Savaş gittikçe yaklaşıyordu. Ve 1904 yılında Japonya ile Rusya arasında tarihin en önemli ve en uzun vadeli sonuçlarını doğuran savaş meydana gelir. Bu savaş “ ilk modern, son centilmence savaş” diye bilinmektedir. Japonya, 1905 yılında umulmadık bir zafer kazanır. Dönemin ABD Başkanı T. Roosevelt’in arabulucuğu neticesinde 5 Eylül 1905 yılında Amerika’nın Portsmouth şehrinde Rusya ile Japonya arasında barış Antlaşması imzalanır. Bu barışa göre :

1. Japonlar Kore’de hareket serbestliğine kavuşuyordu.
2. Rusya, Sakhalin adasının güney yarısını Japonya’ya terk ediyordu.
3. Rusya, Liao-tung Yarımadası ile Mançurya’da sağlamış olduğu ekonomik hak ve ayrıcalıkları Japonya’ya devrediyordu.
4. Japonya, Çin’den Port Artur’u kiralıyor ve Mançurya’da demir yolu yapımı, maden işletmesi gibi alanlarda da ayrıcalıklar elde ediyordu.
Bu savaş sonrasında Japonya bölgesel ve küresel anlamda etkili güç durumuna gelmiştir. Japonya’nın takınmış olduğu agresif tutumu devam etmiştir. Bu tutum 1909 yılında Kore’nin işgali ve 1910 yılında ise Kore’nin ilhakını getirmiştir.

Kaynak

SERDAR ÇUKUR

Selçuk üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Lisans 

KAYNAKÇA

Aladağ ,Hüseyin Hilmi Aladağ ,1904-1905 RUS-JAPON HARBİ’BİN OSMANLI KAMUOYUNDAKİ YANSIMALARI ,Yüksek Lisans Tez ,Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ,2011.
Dündar, Ali Merthan ,OSMANLI İMPARATORLUĞU VE JAPONYA’NIN ORTA ASYA POLİTİKALARI, Doktora , Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006.
Ergun ,Hüseyin, JAPONYA’NIN GÜVENLİK STRATEJİLERİ , DIŞ POLİTİKA ARAÇLARI VE DEĞİŞİMİ ,Yüksek Lisans Tezi , Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ,2007.
Gönen ,Hakan , Modern Japonya’nın Siyasal Gelişimi ve Dış Politikasına Genel Bir Bakış:1868-1945, Derleyen : Mete Tuncoku , Japon Dış Politkası ,Ankara : Nobel Yayınları ,2013.
Gönen ,Hakan ,Japonya’nın Soğuk Savaş Dönemi Ulusal Güvenlik Politikası ve ABD (1945-1990),Yüksek Lisans Tezi ,Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü,2006.
Kusculuo ,Ayhan Kusculuo ,”JAPON-RUS SAVAŞI VE TÜRKLER “, Yüksek Lisans Tezi , Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü ,2009.
Sander ,Oral , Siyasi Tarih 1. Cilt :İlkçağlardan 1918’e ,Ankara : İmge Kitabevi Yayınları ,2007.