Kapitalizme Giden Yollar Iyi Niyet Taşları Ile Döşelidir

0 71

Kapitalizmin tahlilini ve kapitalizmin eleştirisini yapmak için kesinlikle tarihinden başlamak gerekir diye düşünüyorum . Kapitalizmin yavaş yavaş büyüyüp ve biranda gelişim göstermesi elbetteki belli olaylar sonucu gerçekleşmiştir ve bu olayları gözden geçirmek kesinlikle kapitalizmi anlamamızda büyük etken olacaktır . Zaman zaman kabuk değiştirmesine veya küllerinden doğmasına sebep olacak kronolojik olaylar açısından evrimini tamamlayıp ,tamamlamadığı noktasında tartışılmaya açık olacaktır . Günümüz dünyasının son 15 veya 20 yılı kapitalizm açısından oldukça önem arz etmiştir . Hatta geride kalan 200-300 yıldan bile gelişim göstermiştir . Kapitalizmin küreselleşmesi ,Serbest Piyasanın dünya ekonomisindeki önemi , teknolojinin ve yanı sıra silah üretiminin son derece arttığı , toplumun yaşam tarzının değişmesi son 20 yılın önemini bizlere göstermektedir . Bununla beraber gelir seviyesindeki eşitsizlik, adaletsizlik ,krizler ,Kapitalizmin altında milliyetçiliğin yükselmesi , Belirli stratejik noktalarda emperyalizmin var olduğu apaçık ortadadır ve belki daha fazlası . Bunlara yönelik eleştirilerin var olması şüphesiz ki sistemin aksaklıklarının olduğunun göstergesidir . Bu iktisat ideolojisinin ,kapitalizmin eleştirisini yapmak kesinlikle yeni bir toplumsal veya iktisadi olarak değişimin ilk adımı olabilir . Böylesi bir toplumsal tahayyül mümkündür. Bu görevde kesinlikle toplum ile beraber Politik İktisatçılara düşüyor . Politik İktisat bu konuda büyük bir rol oynamalıdır bu tahlil aşamasında sosyolojik ve siyasal önermeleri iktisadi doktrinler tarafından açıklayabilmek , topluma farklı bir bakış açısı kazandırmak hiçte beyhude olmaz diye düşünüyorum . Hepimiz bu tarihsel sistemin bizlere entegre ettiği düşünceyi kabul etmiş durumdayız ve olumsuzluklarını ,paradokslarını görmekte zorlanıyoruz . Bu tabunun kırılması için gerekli şartların ve hallerin oluşması durumunda ilk adım atılmalıdır .Marx Kapitalizmi vuracak olan silah yine onun yarattığı proletarya olacaktır demiş . Bu tartışmaya açık bir konudur her teori gibi . Şahsi düşüncem ise Kapitalizmin insan üzerindeki o bireyselliği yüceltmesi başına bela olabilir diye düşünüyorum . Yarattığı o rasyonel insan tüketmeye alışık durumdadır ve tüketmediği zaman var olmadığının hissine kapılmaktadır . Bu insan açısından son derece korkunç bir durumdur. Sistemin büyük çaplı bir kriz yaşaması sonucu rasyonel insan buna fazlası ile tepki gösterecektir . Tüketmeye alışık olan insan vahşileşecektir ve belki de sistemin sonunu hazırlayacaktır . Bunu mantıklı bulmak tabi ki de tartışılır fakat benim sunduğum teori de böyle .
Dünya ekonomi politiğinin giderek merkeziyetçi bir tavır alması, Özel mülkiyetlerin katılımcı ekonomi altında kapitalist sisteme alternatif bir düzen sunması tüm bu eleştirilerinin sonuç verdiğinin göstergesi olabilir .Bu durum yine de var olan sistemin yok olacağı anlamına gelmiyor elbette ki . Fakat daim olacağı anlamına da gelmiyor . Giderek anlamsızlaşan bir hal alması insanları düşünceli bir duruma itiyor .Dünya Ekonomi Formunun(2017) baş konuğu niteliğinde olan açılış konuşmasını yapan Çin devlet başkanının (ŞiCinping) olması tarafımca şaşırtıcı bir durum. Bütün liberaller toplanmış iken komünist cumhuriyet ile yönetilen bir ülkenin devlet başkanının orda bulunması anormal değil fakat şaşırtıcı bir durumdur . Sözde Komünist cumhuriyet ama tamamen denildiği gibi ‘’Kızıl Kapitalizm’’ tabi ki bu başka bir konudur .  Dünya ekonomi politiğin giderek merkeziyetçi tavır izlemesi dünya ekonomi formunda en çok tartışılan konunun küreselleşme olmasından bellidir . Elbette ki devletlerin uyguladığı stratejiler dünya ekonomi politiği açısından çok önemlidir . Bu tarihsel sistem boyunca kapitalist, siyasi otoriteyi kullandı ve hatta siyasi otorite burjuvanın elinde oldu . Kapitalizm, kendi ideolojisine göre devlet mekanizmalarının müdahalesinden kurtarılmış  sadece özel teşebbüslerin işlevsel olmasının gerektiğini söylüyordu fakat bu pratikte böyle olmadı . Kapitalizm modern devletlerin gücünü kullanmadan bu noktaya gelebilir miydi ?Durumun böyle olması ile birlikte haliyle politikanın konusu iktidar ilişkilerini kendi çıkarlarına çevirmek ve toplumsal süreçleri yönlendirmek olacaktır . Merkeziyetçi yapının oluşması tabi ki de milliyetçiliği ,faşizm’i doğuracaktır . Bu konuya ilk olarak Trump’ın seçilmesi ve izlediği politikalarının verdiği sonuçları örnek gösterebiliriz . ABD’nin dünya da büyük bir güç olduğunu kabul edersek dengelerin bozulacağını da söyleyebiliriz . Tabi ki de ABD’den büyük bir güç olduğunu , bununda Ulusal Sermaye olduğunu biliyoruz . Trump’ın izlediği politikalar sonucu Ulusal Sermaye ABD’ye karşı tavır takınabilir . Buda gücün başka bir tarafa yani Ulusal Sermayenin istediği bir güç tarafına geçebileceğini tahmin edebiliriz . Sistemler İktisadi ve Siyasi olarak tıkanmış durumda peki şimdi ne olacak ? Bunu Wallerstein’in benzetmesi ile tamamlayabiliriz ; ‘’Kapitalist uygarlık,varoluşunun sonbaharına ulaştı . Sonbahar bilindiği üzere harikulade bir mevsimdir , en azından kapitalist uygarlığın doğduğu bölgelerde . İlkbaharın ilk tazeliği veya yazın tüm zenginliği geçtikten sonra , sıra hasat mevsimi sonbaharına gelir. Ancak,sonbaharda ağaçların yaprak döktüğüde doğrudur . Ve bir yandan sonbaharda yararlanılacak çok şey olduğunu bilirken , bir yandan da kışın donduruculuğuna ,çevrimin sonuna ,tarihsel sisteminde sonuna hazır olmak gerektiğinin farkındayızdır . ‘’ ( Immanuel Wallerstein – Tarihsel Kapitalizm ve Kapitalist uygarlık )