Perşembe, Temmuz 18, 2024
spot_imgspot_img

Top 5 This Week

spot_img

Related Posts

Medya ve Etik Kavramı ve Haber Dilindeki Sorunlar

Medya, Latince kökenli bir sözcüktür. Medium, mediae sözcüğünden gelmektedir. “Yazı, ses ya da görüntü aracılığıyla iletişim kurmayı sağlayan yazılı basın [gazete ve dergi] elektronik basın [radyo, televizyon, sinema ve film] ile sinevizyon, multivizyon, hypermedia, internet, bilgisayar, video, telefon, teleks, faks, telekomünikasyon uydusu vb. kitle iletişim araçlarının bütününe medya denilmektedir (Nuran, 2015:4).
Nalçaoğlu’na göre medya; Her türden sözlü, yazılı, basılı, görsel metin ve imgeleri içeren çok geniş iletişim araçlarını kapsayan bir kavramdır. Bu kavramın içine gazeteler, dergiler, kitaplar, broşürler gibi basılı, televizyon, sinema gibi görsel-işitsel ve radyo gibi işitsel kitle iletişim araçları girmektedir. Günümüzde bu kavrama, internet, billboard benzeri yenileri de eklenmiştir (akt. Mora, 2011:212).
İnsan içinde yer aldığı hayata medya üzerinden katıldığını düşünmekte, oradaki tartışmalara dahil olmakta, fikirlerini medyadan kendine intikal eden enformasyonu da dikkate alarak oluşturmaktadır” (Bostancı, 2011:125). Medya alanının çeşitlenmesi ve teknolojik araçlarla farklılaşması medyanın teknolojiyle birlikte yeni boyutlar kazanması neden oldu. Medya içerisinde aktarılan bilginin bir dizi ilke ve kurallar göz ardı edilerek topluma ulaşması “medya da etik” tartışmasına neden olmuştur.
Bertrand medya etiğini; medyanın, tüm kesimlere olmasa da, birçoğuna, daha iyi hizmet sunmasını sağlamak üzere tercihen medya kullanıcılarıyla işbirliği içerisinde meslek üyeleri tarafından belirlenmiş bir dizi ilke ve kurallar içerir. Medya etiği, kelimenin dar anlamıyla, yasal mevzuat, hatta ve hatta ahlakla ilgili değildir. Bu dürüst ya da saygılı olma meselesinden ziyada önemli bir sosyal işlevi üzerine alma meselesidir (akt. Ceylan, 2012: 48).
Sosyal olaylar ve halk arasında ilişkiyi sağlayan medya, sadece insanları bilgilendiren bir haber kaynağı değil, aynı zamanda sunduğu haberlerle kendi fikirlerini de aktaran bir olgu olarak bilinmektedir. Buradaki temel sorun şudur. Bilgilendirme sürecinde gerçekleşen sapma sonucunda halkın bunu doğrulama imkanı yoktur. Çünkü olayların gerçekleri hakkındaki bilgileri ona büyük bir çoğunlukla medya tarafından almaktadır. Bu yüzden medyanın üzerinde büyük ahlaki sorumluluk vardır (Demir, 2006: 29). Basın ve gazetecilik mesleğin en temel görevi gerçeği topluma doğru etik kodlarla aktarmaktır. Toplumlara gerçek, doğru, tarafsız bilgi vermek gazetecilerin en temel ilkeleri olarak kabul edilmelidir. Gazetecilik mesleği içinde yer alan kişiler siyasal parti ya da bir ideolojik yapıların sözcüsü olmaması gerekir.
Gazeteci, basın özgürlüğü, halkın doğru haber alma ve bilgi edinme hakkını dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla gazeteci her türlü sansür ve otosansürle mücadele ederek, halkı da sansür ve otosansüre karşı bu bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı üstlendiği sorumluluk, tüm işveren ve kamusal otoriterlere karşı üstlendiği sorumluluktan önce gelir.  Gazeteci ilettiği bilginin yaptığı haberin sorumluluğunu taşır. Gazetecinin özgürlüğünün içeriğini ve sınırlarını, öncelikle sorumlulukları ile meslek ilkeleri belirler (www.tgc.org.tr).
Ali Genç’e göre (1998: 361); Basın özgürlüğü ile bireylerin temel hak ve özgürlükleri arasındaki ince çizginin zaman zaman aşılması çeşitli yaptırımların kaçınılmaz kıldığını belirtmiştir.
Medya ve haber alma çeşitliğin artması temelinde devletin bireyin kişilik hak ve özgürlük ihlal edilmemesi, özel hayatın gizliği ve din, vicdan hürriyeti gibi temel konular anayasal düzende sağlam bir zemine oturtulmuştur. Din, vicdan hürriyet ulusal alanda olduğu kadar uluslararası alanda da öncelikli konuma oturtulmuştur.
Uluslararası Gazetecilik Federasyonun 9 maddelik gazetecilik davranış ilkesinin, 8.maddesi şu şekildedir:
 “Gazeteci, iletişim araçları ile artırılan ayrımcılığın tehlikesinin farkında olmalıdır ve toplumsal, ulusal, siyasi ve diğer görüşlere, din, dil, ırk, cinsiyete dayalı ayrımcılığa olanak sağlanmasından kaçınmalıdır” (www.ifj.org).
Türkiye de Basın Konseyinin 16 maddelik gazetecilik davranış ilkesinin, 1. ve 2. Maddeleri şu şekildedir:

  • “Yayınlarda hiç kimse; ırkı, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, bedensel özrü, sosyal düzeyi ve dini inançları nedeniyle kınanamaz, aşağılanamaz.”
  • “Düşünce, vicdan ve ifade özgürlüğünü sınırlayıcı; genel ahlak anlayışını, din duygularını, aile kurumunun temel dayanaklarını sarsıcı ya da incitici yayın yapılamaz.” (www.basinkonseyi.org.tr).

Gazetecilik mesleği ahlak yasaları olan ilk mesleklerden bir tanesi olduğu söylenebilir. Birçok farklı ülkede Basın Ahlak Yasasının olduğunu söylenebilir. Türkiye 1960 yılında İsveç örneğinden esinlenerek oluşturulan Basın Ahlak Yasası’nı ve bu yasayı uygulamakla yükümlü olan Basın Şeref Divanı’nı başlangıç olarak kabul edilmektedir. Basın Şeref Divanının kapatılmasından sonra bir grup gazeteci 1987’de Basın Konseyi Sözleşmesi’ni ve Basın Meslek İlkeleri’ni gündeme getirmişlerdir (Büyükbaykal, 2004: 50).

  1. Kadın Haberlerinde ki Fotoğraf Sunumu ve Haber Dilinde ki Etik Sorunlar

Medya etik sorunların en başında gelen konulardan biri habere konu olan kadın temsilidir. Medyanın ve gazetecilerin kadınlar üzerinde haber dilinde ‘cinsiyetçi söylem, mağdur kadın, anne’ kelimeleri basın da en çok karşımıza çıkan kelimelerdir. Kadın şiddet ve cinayet haberlerinde, haberlerin veriliş tarzı bakımından fotoğraf ve haber diliyle etik kodların aşıldığı durumlar çok fazladır.
Ayşe İnal göre, medyada şiddet içeren haberler, haber değeri taşıdığı için yayınlanmaktadır. İnal’a göre, var olan gazetecilik anlayışı içinde olumsuzluk niteliği taşıyan “şiddetin kendisi, bizzat haberdir” (akt. Erol, 2013: 197). Aynı durum şiddet içerikli haber fotoğrafları için de geçerlidir. Yazılı basının tiraj kaygısı nedeniyle okuyucunun ilgisini çekmeye çabalaması ve sansasyon yaratmaya yönelik habercilik anlayışı, haber ve haber fotoğraflarında belirli hak ihlallerini de beraberinde getirmektedir (Erol, 2013: 197).
Günümüz haber medyasına bakıldığında kadınların yer aldığı haberlerde kadınlara yönelik kalıplaşmış söylemlerin olduğu görülmektedir. Geleneksel rollerinden hala kadınlar kurtulamamakta hatta bu roller medya eliyle yeniden üretilip meşrulaştırılmaktadır. Şiddet mağduru olmuş kadınlar ilk darbeyi en yakınlarından alırken ikinci ve diğer darbeleri toplum kaynaklı yapılardan gelmektedir. Mağdur bilim bunu “ikincil mağduriyet” olarak tanımlamakta ve bireylerde ilki kadar etkili ve daha sarsıcı olduğunu belirtmektedir. Medya mağduriyeti de bu kategori içinde değerlendirilmekte ve toplumsal şiddetin bir uzantısı hatta pekiştiricisi olmaktadır (Tekeli, 2016: 133).
Kadına uygulanan şiddet haberleri okuyucuya dramatize edilerek verildiğinden olayı görüntü ve içerik açısından ortaya iyi bir malzeme çıkmaktadır. Şiddet haberlerinde şiddeti uygulan kişi değil şiddet mağduru kadını görsel olarak kullanılmaktadır. Şiddete uğramış kadın bedeni etik sınırları aşarak, açıkça sergilenmektedir (İşleyen, 2015:486).
Medyanın en çok kullandığı malzemeler aldatılan, tecavüze uğrayan kadındır. Medya da temsil edilen kadın, bilgilendirme amacıyla değil daha çok duygu sömürüsü aracı olarak kullanılmaktadır. Temsil edilen kadınların çaresizliği, zavallılığı gazetelerde üçüncü sayfa ya da magazin malzemesi olarak kullanılmaktadır (Tanrıöver,2007:159).
Erkek egemenliği dil, hukuk, din, eğitim, aile gibi sosyal ve politik kurumlar tarafında üretilmektedir. Kadın ve erkeğe farklı roller biçen toplumsal cinsiyet bireylere dünyaya gelir gelmez öğretilen bir olgudur. Kadının erkek egemenliğin içinde besleyen normlar, kadına şiddet olayının beslemesine zemin oluşturmaktadır. Bu yaratılan şiddet zemini iletişim araçları olan haberler erkek egemen toplumun üreticisi ve koruyucusu olma özelliğine sahiptir. (İnci, 2013:285)

 

KAYNAKÇA

Bostancı N. (2011). Siyaset ve Medya Alacakaranlığın İki Atlısı, İstanbul: Özgür Yayınları.
Büyükbaykal I. C. (2004). Basında Etik Anlayışı, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Hakemli Dergisi, Sayı 20, ss.49-53.
Ceylan Y. (2012). ‘Toplumsal Değerler ve Medya Etiği’, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl 4, Sayı 7.
Erol D. D. (2013). Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Türkiye Yazılı Basınında Şiddet Haberleri ve Haber Fotoğrafları, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, Cilt 8, Sayı 1, ss192-211.
İnci H. Ü. (2013). Basında Yer Alan Namus Cinayetlerinin Sosyolojik Analizi, Karabük Üniversitesi Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, Cilt 2, Sayı 3 ss. 282- 296.
İşleyen Ş. F. (2015). Şiddet Haberlerindeki “Mağdur Kadın” Miti Üzerine Göstergebilimsel Bir İnceleme: “HaberTürk Gazetesi Ş.E. Cinayeti Örneği”, Global Media Journal, Cilt 6, Sayı 11, ss. 487-496.
Mora N. (2011). Medya Çalışmaları Medya Pedagojisi ve Küresel İletişim, Ankara: Nobel Akademi Yayıncılık.
Nuran Burçin M. (2015). Geleneksel Medya ve Yeni Medya Etkileşiminin Gezi Parkı Gösterileri Bağlamında İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü: İstanbul.
Tanrıöver U. Ü. (2007). Medyada Kadınların Temsil Biçimleri ve Kadın Hakları İhlalleri, Kadın Odaklı Habercilik, (Ed.) Sevda Alankuş, İstanbul: IPS İletişim Vakfı Yayıncılık.
Tekeli S. E. (2016). Kadın Cinayetlerinin Haberleştirilmesi Bağlamında Medya Etiğini Yeniden Tartışmak: Habertürk Gazetesi Örneği, Abant Kültürel Araştırmalar Dergisi(AKAR), Cilt 1, Sayı 1, ss129-142.
www.basinkonseyi.org.tr/basin-meslek-ilkeleri/
www.dmy.info/ahlak-nedir/
www.ifj.org.tr/about-ifj/ifj-code-of-principles/
www.tgc.org.tr/bildirgeler/turkiye-gazetecilik-hak-ve-sorumluluk-bildirgesi.html

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popular Articles