Ortadoğu Hakkında Bilgi

0 397

Ortadoğu batı tanımlamalı bir coğrafyadır. Batıya göre doğudadır ve ortadadır. O yüzden bu coğrafyanın tanımlanması objektif bir tanımlama değildir. Batıya göredir, yani batının doğusudur.
Ortadoğu halkları için Ortadoğu diye bir coğrafya yoktur.  Birleşmiş Milletlerin belgelerinde de Ortadoğu kavramı kullanılmaz. Bunun nedeni ise Ortadoğu kavramını ideolojik bir kavram olduğunun düşünülmesidir.
Bu coğrafyanın tanımlanmasında öznel (sübjektif) ögeler hâkimdir. Özellikle son 15 yıldır bölgeye yönelik tanımlamalarda Büyük Ortadoğu kavramı da kullanılmaya başlanılmıştır.  Büyük Ortadoğu kavramının sınırları tam net belli değildir, bazı kesimler Fas’tan başlatıp Endonezya’ya kadar götürebilmektedir. Biraz abartılı bir sınırlama gibi görünse de kültürel benzerliklerden ötürü sınırlar içerisine alanlar mevcuttur. Bu kültürel özellikler arasında dinin Müslüman olması oldukça etkilidir. Bu bakış yine öznel ideolojik bir bakış açısıdır. Bu ideolojik bakış açısı coğrafyayı tek tip haline getiren ve bir inanç çerçevesinde ona bir fiziki çerçeve belirleyen bir bakış açısıdır.
Yazımda Ortadoğu’yu dar anlamda ele alacağım. Yani kuzeyinde Türkiye güneyinde Umman, Arabistan ve Yemen batısında Mısır doğusunda ise İran’ın olduğu dar bir tanımlama yapacağım.
Geniş Ortadoğu kavramına baktığımızda Orta Asya, Türk Cumhuriyetleri, Kafkas Ülkeleri, Batı’da Fas Güney’de Aden Körfezi Doğusunda ise Afganistan, Pakistan hatta Müslüman coğrafyasının devam ettiği diğer yerleri kapsayan bir Ortadoğu tanımıdır.
Ortadoğu Hindistan’a uzanan imparatorluk yolunun geçiş güzergâhında olması nedeniyle İngiltere (Büyük Britanya) için çok önemli olmuştur.  Bu durum Ortadoğu’nun Jeo Stratejik önemin ortaya koymaktadır.
Petrolün kullanılmaya başladığı 20 yy. kadar bu coğrafya daha çok imparatorluk yolunun güvenliği için önemli bir coğrafyaydı. Daha sonrasında Süveyş kanalının açılmasıyla birlikte daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Çünkü Afrika’nın güneyini dolaşmak yerine artık Süveyş kanalı kullanılmaya başlanılmıştır.
Sadece İngiltere için değil aynı zamanda Rusya için de sıcak denizlere inmek amacıyla bu coğrafya her zaman önem arz etmiştir.
20 yüzyılda petrolün buralarda bulunmasıyla birlikte bölgenin önemi daha da aartmıştır. Petrol ilk defa İranda bulunmuştur ve ilk defa ticari amaçla ihraç edilmiştir. Ve daha sonrasında Ortadoğu dediğimiz zaman akla gelen birkaç kavramdan biri oldu petrol.  Pekrol sayesinde bölge günümüzde bile halen önemini korumuştur. Çünkü petrolün önemli bir kısmı bu bölgededir. Diğer bir özelliğde kültrel özelliğidir.  Bölgenin jeokültğrel özelliği vardır. Mezhep, din, etnisite, ırk ve milliyetçilik bu kültürü oluşturmaktadır.  3 büyük semai dinin çıktığı yerdir.
3 ilahi din için Kudus önemlidir.
İslam: Hz. Muhammet (SAV) Allah ile ilk buluşmaya oradan yükselmiştir.
Hristiyan: Hz. İsanın doğduğu ve çarmıha gerildiği yerdir.  Bethlehem kilisesi kudüstedir. (Yeniden doğuş)
Yahudilik: Ağlama duvarı ve Siyon şehri buradadır.
Demografisine, insanına ve insani özelliklerine baktığımız zaman 3 tür temel ırk grubunun bu bölgede yaşadığını görüyoruz.
Samiler: Araplar, Yahudiler, Kıptiler
Hint-Avrupa: Farslar, Kürtler, Ermeniler
Turan
Bu çok kültürlü yapı bölgede kaos oluşturabilmektedir.
Ortadoğu kavramı ilk kez 1902(Middle East) yılında kullanılmıştır. Deniz hâkimiyeti teorisinin ünlü temsilcisi Alfred Thayer Mahan tarafından kullanılmıştır. Fakat Mahan Süveyş ve Singapur arasında kalan yeri tanımlamak için kullanmıştır. Resmi olarak ilk kullanımı İngilizlere aittir. 2. Dünya savasından sonra çok yoğun biçimde hem siyasetçiler arasında hem de akademisyenler arasında kullanılmıştır.
Ortadoğu’da çeşitli rejimler bulunmaktadır. Demokrasi, Monarşi vs. Bölgenin en önemli sorunu demokratikleşememek olmuştur.
Bölge ülkeleri bağımsızlıklarını çok geç tamamladıkları için bu durum bazı temel sorunlara neden olmaktadır. Mesela devlet geleneği gelişmemiş toplumlar olmuşlardır.
Hep bilindik bir söz vardır, “bölgede sınırlar cetvelle çizilmiştir” diye bunun nedeni çöllerden kaynaklıdır. Çünkü çöllere sınır çizmek imkânsızdır. Bir gün bir yerde kum tepesi olurken diğer gün rüzgârdan dolayı başka bir tepede olabilmektedir.

Sykes-Picot Anlaşması ile 1916 yılında İngilizler ve Fransızlar Ortadoğu’yu kendi aralarında bölüştürmüşlerdir. Bu anlaşma ile Osmanlı toprakları gizlice  bölüşülmüştür.

Sykes-Picot Kimdir adlı yazımıza ulaşmak için buraya tıklayın.

İki Savaş arası dönemde  bölge için kullanılan kelime manda ve himayedir.  Manda ve himaye kendilerini yönetemeyen güçsüz devletlerin bir başka güçlü devlet tarafından yönetilmesidir. Aslında sömürgeciliğin farklı bir boyut kazanmış halidir.

Ortadoğu coğrafyasında Fransızların ve İngilizlerin bölgeden çıkarılması Gönüllükten çok  zora dayalı bir çıkarma işlemi olmuştur.  Bu zorla çıkarma sürecini hızlandıran etkiler arasında en önemli olanı Self determinasyon hakkıdır.  Bu hak ile insanlar kendi geleceğini tayin Etme hakkına sahip olmuştur.  Bu haktan ilk bahseden Wilson ilkeleri ile Woodrow Wilson’dur.

Bölgede özellikle hidrokarbon kaynaklarına dayalı olarak Devletleri harekete geçiren rejimler demokratikleşme konusunda kendilerini itecek toplumsal güçlere sahip olamamışlardır.   Yani iktidarlar yönetiminin kaynağını halktan değil de yurtdışına satılmasından elde edilen hidrokarbon kaynaklarıyla elde etmiştir.  Bizler bu devletlere rantçı ya da rantiyen devlet diyoruz.  Bu devletler arasında Arabistan Irak İran Birleşik Arap Emirlikleri vs.

Tarihten bu yana insan haklarının bu seviyeye gelmesinde rol oynayan toplum kesimi burjuva kesimidir. Ne bu burjuva kesimi gücünü halktan almaktadır.  Fakat orta doğuda bulunan burjuva kesimi kaynağını devletten almaktadır.  Bu durumda Ortadoğu’da insan haklarının gelişmesinde önemli bir etken oluşturmaktadır.

Ortadoğu coğrafyası 20  yüzyılın başına kadar büyük oranda Osman hâkimiyetindeydi.  19. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’yi Körfez’de,  1882 Mısır’da Görmekteyiz.  Orta Doğu Bölgesi’ni Avrupalı birçok devletlerin ilgisini çekmiştir. Başta İngiltere Almanya ve Fransa Bunlara örnek verilebilir.

 

Yazının devamı en kısa zamanda güncellenecektir