Perşembe, Temmuz 18, 2024
spot_imgspot_img

Top 5 This Week

spot_img

Related Posts

SSCB’e Kısa Bakış ve II. Dünya Savaşı SSCB Teknolojisi

Komünizmin fikir babaları Karl Marx ve Frederich Engels olarak bilinir ve bunlar Alman düşünür ve bilim adamlarıdır. Komünizmi teorik olarak ele alacak olursak kendilerinin de değimi ile “özel mülkiyete dayalı kapitalist toplumun yerine meta üretiminin son bulduğu komünist toplum gerçektir”. Alt yapı üst yapıyı yönetir ve benzeri birkaç farklı şekilde komünizmi ele ala biliriz. Lakin Almanya’da pek benimsenmeyen bu olay Vlademir İliç Lenin(Бладемир Илич Ленин) tarafından benimsenmiş ve 1905-1917de iki defa gerçekleştirilen isyanların ve başkaldırının sonunda kabul ettirilmiş ve yürürlüğe girmiş sistemdir. Dönemin uluslar arası konjektürüne bakılacak olunursa 1917 Osmanlının Kuzey doğuda önemli bir kısım ordusunun meşgul eden savaşı etkilemesi, daha sonradan ister Türk Dış Politikasında (TDP) ister dünyanın uluslar arası sisteminde çok önemli rol oynayacak bir devletin kurulması açısından önemlidir. Önemlidir çünkü Sovyetler birliği (Союз Советских Социалистических Республик) avrupa’da Fransa ve İngiltere’nin ilerleyen dönemde ABD’nin bölgede ve dünyada başat güç olmasına engel olmuş bir bakıma frenlemiş ve dengeye getirmiştir. Yani Kenedy Waltz’ın ön gördüğü tek ve ya çift kutuplu sistemdense çok kutuplu sisteme geçiş için önem arz eden ülkedir.

Sovyetlerin komünist görüşü ve yaklaşımı, kendi bünyesinde bulundurduğu 15 ülkeye ve çevresindeki Çin, Bulgaristan ve benzeri stratejik önem taşıyan ülkeleri de kendi tarafına çekmiş oldu.

Kendi sistemini kabul ettiren Sovyetler bu ülkelere hem maddi hem de uluslararası arenada destekleyerek müttefiki konumunda tutmuştur.
Özellikle Soğuk savaş döneminde bu ve benzeri çabaların arttığını görüyoruz. Stratejik olarak kendine Küba(Cuba) gibi ABD’ye coğrafi olarak yakın ülkeleri kendine müttefik ederek çevreleme politikaları yürütülmüştür. Buna karşın Türkiye’nin ABD yakınlaşmasını da örnek göstere biliriz. U2 krizi ve ABD’nin Türkiye’ye yerleştirdiği füzeler benzeri olayları arz eder.

Böyle bir genel girişin ardından Lenin’in ve getirmiş olduğu sistemin ayrıntılarına geçebiliriz.

V.İ.Lenin 1905teki ilk ayaklanmayı organize ederken asker ve yüksek kesimle bu işi götürmeye çalıştığından başarılı olamamış olmasıyla birlikte büyük bir başarıya da imza atmış oldu. Şöyle ki, dönemin Çarlık Rusya’sında (Царство Русское) çarlığa baş kaldırıp da sağ kalmak gerçekten önemli bir konu. Ayrıca halkın desteğini ala bilmesi içi önemli birkaç unsuru da görmüş olur. 1917deki bizim de “Bolşevik İhtilal” (Октябрьская революция)olarak bildiğimiz devrimi gerçekleştirirken çok önemli bir adım atarak partinin adıyla orantılı bir değişiklik yapar ve bu değişiklik dönemin nüfus olarak en fazla olan kısmı yani Hıristiyan çiftçiler ve işçileri kendi yanına çekmesine sebep olur. V.İ.Lenin’in dedikleri ve vaat ettiklerine realizm penceresinden bakacak olursak hem iş hem barınma hem de güvence veriyor olması kendi fikir ve düşüncelerini kolayca tabana yayarak kabul edilmesini sağlamış oldu. Sonrasındaki safhalar belli önce vatandaşları memnun edecek şekilde Sovyetler kuruldu ve bu Sovyetlerde çok büyük fabrika ve benzeri iş alanı açılarak vatandaş memnun edildi. Daha sonrası savaş sanayi ve devletin kendi ihtiyaçlarının görülmesinde oldu. Bunları özellikle 2.dünya savaşı öncesi görüyoruz roketler üzerinde almanlar ile kıyasıya bir teknoloji yarışı başlıyor. Lakin SB’nin kurulması TDP’yi çok yakından ilgilendiriyor. Bresk Litovsk anlaşmasıyla hem savaşın kaderini belirleyecek olan doğu cephesi kapatılıyor hem de Kars ve Ardahan Osmanlıya geri veriliyor. Lakin savaşa girerken Çarlık çekilirken Sovyet olan Rusya 1.Dünya savaşında Osmanlıyı hem maddi hem de silah konusunda desteklemiştir. Bunu nasıl yorumlamamız gerekir ?
İlk bakışta karmaşık gelmesi normal. Savaşıp iç revolusyon yüzünden barış anlaşması imzalayarak ilişkilerinin tamamen farklı boyut kazandı. Sovyetlerin genel politikası olan kendi sistemini tanıtma ve kabul ettirme özellikle Lenin’in döneminde aşırı belirgin olduğu için Osmanlıyı dolayısıyla sonradan da kurulacak bir Türk devletine yakınlık gösterip tanınma ve müttefik olmasa bile en azından tarafsızlığını kazanmaya yönelik olarak ele almak gerekir.

Bir diğer yandan SB’nin kurulmasıyla ilgili konuşulması gereken önemli bir konu daha var.

V.İ.Lenin bu sistemi oturtmak için gerekenleri görmüş olmalı ki içte hazırlıklar tamamlanır tamamlanmaz silahlanmaya ve özellikle ordu sistemini güçlendirmeye önem vermiştir. Şöyle ki askeri daha hızlı ve daha fazla sayıda askeri kolayca sevke de bilmek için özellikle demir yolları başta olmak üzere Kara denizde , Hazar denizinde, Sibirya da ve büyük okyanusa çıkacak limanları hazırlamıştır. Deniz, kara , hava ve özellikle 1930 sonrası daha da önem kazanan denizaltı gücü olarak giderek gelişen SB karşısında hem Avrupa da hem de git gide güç kazanan ve ileriye dönük okyanus ötesi tarafsızlıktan çıkarcılığa geçen ABD rahatsız olacak ki SB’ye karşı çevreleme politikaları ve ekonomik önlemler alıyorlar. Lenin’in vefatı üzere Stalin 1922de Sovyetler birliği Komünist Partisinin başına gelerek SB’nin lideri konumuna yükselir. Gürcü asıllı Joseph Stalinin(Иосиф Виссарионович Сталин) başa gelmesi Lenin döneminin bittiği ve tamamen farklı hızda ve ebattaki SB gelişmesinin önünü açmış oldu.

Artık Lenin’in dönemindeki gibi dünyanın genelinde devrim sloganları atılmıyor öncelikli olarak Sovyetler kendi sistemlerini kendi içinde oturtmaya çalışıyorlar. Büyük oranda da etkili olan bu politikanın sonucu olarak Almanya’ya karşı güç olması bakımından ABD Sovyetleri resmen tanır ve fazla geçmeden de 1932de Milletler Cemiyetine (Лига Наций) kabul edilir.

Bu konuda Lenin’in MC politikasından bahsedelim. Lenin ve ardından gelen Stalin her ikiside döneminde SSCB’yi ve sistemini dünyaya kabul ettirmek istemişlerdir. Bunun için her platformu özellikle uluslararası platformları çok iyi değerlendirmişlerdir. MC’ye SSCB’nin kabul olması demek artık dünya bazında Komunist bir sistemin tanınması ve yayılması anlamına geliyordu. Lakin Lenin’in döneminde gerçekleşmediği için Onun dönemindeki “ Tüm dünyada devrim” sloganıyla değil, öncelikli olarak Moskova ve Rusya’da birlik 1.plana çıkmış Lenin’in “Tüm dünyada devrim” düşüncesi terk edilmemişsede nisbeten değer kaybetmiştir.

ABD liberal demokrasinin Lideri konumuna yükselirken SB’de Sosyalist ve Komunist demokrasiden dem vuran bir güç konumundadır. Yani iki kutuplu sistemin (Kennedy Waltz) ilk adımlarını görüyoruz. ABD SB’yi tanımak istemez lakin kısa dönemde aşırı bir şekilde gelişen teknolojisi bakımından, 1.dünya savaşından çok ağır şartlarla çıkmasına rağmen 56milyar dolar olarak ödenmesi gereken savaş tazminatını Daves planı ile 36 milyar dolara indirilip ve taksitlendirilmesine rağmen, tüm askerleri terhis edilmesi ve bir çok sıkıntılara rağmen 1918-1930lara gelindiğinde özellikle 1933de Adolf Hitlerinde başa gelmesiyle ivme kazanan bir Almanya’ya karşı bölgede her türlü ittifak için hazırdı. Sovyetler için bu bir fırsattı ve çok iyi değerlendirildi. Hem ABD tanıdı hem de MC’ye girmeyi başardı. Bu zaman diliminde Sovyet- Alman teknolojik iş birliğide gerçekleşmiş roket ve füze denemeleri yapılmaya başlamıştır. Vlademir Artelyevin özellikle yapmış olduğu dumansız barut üzerine araştırmaları döneme damgasını vurmuştur. Moskovada Tikenskiy sokağında kurulan büyün bir laboratuar araştırma merkezi haline getirilmiş, kimyager ve fizikçilere özel koşullar sağlanarak Sovyetlerin dört bir yanından bilim adamları getiriliyordu. Ama ülkenin parası yok ve vatandaşları ticaretle para kazanır durumdayken sadece vergilerle de bu işler yürümezdi. 1925 laboratuar döneminin dönüm noktası olmuştur, laboratuar artık Leningrad’a taşınmıştır. Ve 1928de deneme atışları bu laboratuarda gerçekleştirildi. Sonradan adını sıkca duyacağımız Mikail Tukhachevski laboratuarda asistan görevi üstlenmiş bir askeri subaydır. Daha asistanken roket sanayisinde büyük gelecek olduğunu görüyor ve kendini bu yönde geliştiriyor. Bu dönemde iki devlet arasında teknolojik bir ortaklık olduğundan her şey açık açık paylaşılıyor, Almanya ve Sovyetler ciddi anlamda silahlanıyorlar. 1928de Berlin’de “ayda kadın“ diye bir film bile çekilmiştir. Sovyetlerde 1932de ekonomik bir atılım gerçekleştiriliyor ve Tukhachevski artık kızıl ordunun silahlandırılmasından sorumlu kişi seviyesine yükselmiştir. 1932de bir toplantı düzenleyerek Sovyetlerin her tarafından geleceğin roket sanayisinin devlerini bir yerde toplayarak laboratuar ve deneyler hakkında gurur verici bir konuşma yaparak teknolojiyi dahada ileriye taşımak için dünya tarihinde ilk ve dönem için tek olan Roket ve Füzeler araştırmaları ve teknolojisi ile ilgili üniversitenin temellerini attılar. Üniversitenin rektörü ve kurucuları arasında bulunan İvan Klimyonov da bu konular hakkında bilgili ve ilk laboratuar denemelerinde de bizzat bulunmuş bilim adamıdır. Ve bu üniversitede geleceğin KATYUŞA (Катюша) roket atarlarının ilk prototipleri üretilmiştir. Ama daha yerden ateşlemede sorunlar yaşansa da uçakların vermiş olduğu tamamlayıcı hız ile gerçek bir savaş silahının üretildiğini göre biliyoruz. Aynı zamanda Almanya’da A.Hitlerin başa gelmesi ve hemen ardından tekrar seçim yaparak diğer partileri etkisiz hale getirmesi alman teknolojisinin de ilerlemesine mükemmel bir ivme kazandırmıştır. Dönemin uluslararası konjektürüne bakılacak olursa SB artık Almanya ile iş birliği yapmamayı kararlaştırmıştır çünkü Almanya’nın aşırı milliyetçi daha doğrusu IRKCI davranışlarından zarar görmesi muhtemel bir SB var 15 ülkenin birleşmesiyle oluşmuş bir oluşum olduğu için çok uluslu bir devlet ve milliyetçi akımlardan ola bildiğine uzak durmaya çalışmıştır. Bu bağlamda Alman- Sovyet ilişkileri giderek soğumaya ve ortak yürütülen projeler de durdurulmuş Avrasya’da başat güç konumunda hızla yükselen iki ülke ters düşmüştür. 1937nin nisanı Londra’da VI Georgi taç giyiyor ve 1 Mayıs 1937de parti içinde köstebekler olması söylemleri dolaşırken Tukachevskiy tutuklanır.

Fazla gitmeden açılan üniversitede sadece roket ve sanayisi üzerine değil aynı zamanda kurşun ve silahlar üzerine de araştırma birimleri kurulmuş hatta tabanca için çok daha az seken kolay değiştirilen ve daha uzun menzilli mermiler üretilmiştir. Bu dönemde Andrey Kostikov özellikle parlayan isimlerden biridir. Katyusha’nın tamamlayıcısı olacak bu bilim adamı üniversite bünyesinde çalışmasına rağmen askeriyeyle de yakın temaslarda bulup Stalin’in güvendiği insanlardan biridir. 1938in Ağustos’unda roketleri teker teker değil de daha fazla sayıda birlikte ateşlenmesi için araştırmalar başlamıştır ki bu araştırmaların sonucunda Katyusha son halini alacaktır. Düşünür İvan Gvay Kostikovla bu fikiri geliştirmeye koyulur ve başarılıda olurlar. Aynı dönemde uzak doğuda Japonlar da kendi birliğini yeniden güçlendirmek ve daha da ileriye taşımak için çalışmaları hızlandırmışlardır. Lakin kızıl orduya karşı koyabilecek kapasiteleri ve teknolojileri yoktur. Savaş döneminde Ruslar 12 Japon uçağını düşürür ve bir çok Japon kentini hava bombardımanı ile yerle bir eder. Lakin beklenmedik bir şekilde Kostikov ve ekibini üniversite bünyesinden uzaklaştırıyorlar. Nedeni hala bilinmiyor.

Aralık 1939 tüm ülke kutlama yaparken Kostikov kendi başına devam ettirdiği modeli üniversiteye gönderir. O Stalin’in dikkatini çekmek ister. Ve başarılı da olur. Narkom’un dikkatini çekerler. (Совет Народных Комиссаров СССР Kamunitet/ halk komitesi). Savaşın 3.haftasında A.Hitler’in birlikleri Smolenskiye kadar gelmiştir. Osh şehrinde (şimdiki Kırgızistan sınır Özbekistan) geliştirilen katyusalar hızla savaş alanına sürülüyor. 14 temmuz saatler 15.15’i gösterirken Katyushalar saldırmaya başladılar.

Çok büyük sayıda kayıp veren Alman ordusu püskürtülüyor. Ruslar özel barut üreterek roketlerin hem zayiat gücünü hem menzilini arttırınca tüm laboratuarları içinde bulunduran Leningrad önem kazanmaya başlar. Katyusha’ların da getirdiği pozitif bir havaya bürünen Sovyet ordusu kısa bir zaman sonra toparlanır. ABD’nin dönem lideri Wilson Churchill SB ile ittifak yapar. Bunu nasıl yorumlamak gerekir. ?
İlk önce bilmemiz gereken okyanus ötesi uzaklıkta olan iki devlet SB’nin

Güçlenip bölgede ve Avrasya’da önem arz eden başat güç seviyesine adım adım yaklaşan bir ortam ABD’yi ta okyanus ötesinden rahatsız eder. Hatırlarsanız az yukarıda yazımda da bulunan bir husus var geç tanıyor ABD SB’yi ve ilişkileri pekte iyi seviyede değil. Peki böyle bir ulusal bilince sahip bir ülke neden SB ile aynı masaya otursun diye bir soru gele bilir akla. Öncelikli olarak şunu bilmek lazım realist ve hatta idealist açıdan düşünürsek eğer göreceğimiz husus şudur :

Almanlar çok sağlam ilerliyor ve SB’nin sonunu getire bilir böylece SB’nin Komunist tehtidi hem ABD hem de tüm dünya üzerinden kalkmış olur. Lakin bu böyle olmayınca ve SB 1943 itibari ile Almanları püskürtünce hem ilerleyen dönem için SB ile olası bir yaklaşma bazında söz sahibi olmak, hem dünya tarihinde kendine yer edinme isteği, hem kendi bireysel çıkarlarının meşruiyetini sağlama isteğiyle SB ile aynı masaya oturur ABD. Bu bağlamda Alman ordusu bertaraf edilir ve Almanya Berlin’de yapılan duvarla ikiye bölünür. Patlak veren 2.savaşı öncesi Almanya ve SB arasında saldırmasızlık anlaşması imzalanmıştı.Nedeni çok açık ve netti çünkü Almanya doğu Avrupa da kalıyor ve sınırı SB. Alman ordusunun büyük bir bölümü savaş için ülke dışında olacağından olası herhangi bir SB tehdidini ortadan kaldırmak amacıyla yapılmıştır. 1941 de SB sınırlarını ve saldırmasızlık anlaşmasını ihlal ederek çok kısa bir sürede Moskova’ya kadar işgal edilmiştir. Lakin dönemin üstün alman teknolojisi bile orada fazla dayanamaz.Bu olayın önemli bir diğer tarihsel noktası tarih boyunca Moğollardan sonra ikinci ırk olarak almanlar Moskova kapılarını görmüş oluyor (Moğollar Cengiz Han döneminde Avrasya’yı tamamen işgal ediyor). Ardından toparlanarak 2.dünya savaşını başarıyla tamamlayan SB’nin parlak dönemi başlar. Her sektörde dünyanın ilgisini çekecek ve artık başat güç olarak Sovyetler kendilerini her alanda temsil ediyorlardı.

Sovyetler kapalı bir kutu idi. Dışarıdan hiçbir şey alınmaz ithal edilmezdi. Her şeyi kendi içinde üretir ve kullanırlardı. Kazakistan ve Ukrayna Sovyetlerin tahıl ambarı, Türkmenistan doğal gazı, Azerbaycan petrolünü, Özbekistan pamuğunu üretir ve her ülke sektörleşerek sadece bir ve ya benzeri şeyler üreterek bunları Moskova üzerinden tüm Sovyetlere dağıtırlardı. Bu dönemde ABD ve Sovyetler karşı karşıya gelmiş ve hemen hemen her alanda yarış içine girmişlerdi. Soğuk savaş dönemi olarak nitelendirdiğimiz dönem Sovyetler için iyi başlamış olsa da sonunda Sovyetlerin dağılmasıyla son bulacaktır. ABD nükleer teknolojiyi geliştiriyor olması hatta Japonya’da Hiroşima ve Nagazaki’de denemiş olması Sovyetlerin de aynı teknolojiye sahip olduğunu gösteriyordu. Her iki ülkenin mühendisleri özellikle savaş sanayisini geliştirmekte olan iki dev gücün olası bir savaşa karşı silah depolarının fullemekle meşgullerdi. Bu dönem tam da Kennedy Waltz’ın çift kutuplu sistemini anlatıyor. İki kutup var ve mecburi olarak bir taraf seçmek zorunda kalıyor her ülke. NATO(OCД=Организация Североатлантического договора) için Türkiye’nin önemi çok fazla Sovyetlerin güney batısında bulunan Türkiye her açıdan stratejik önem taşıyor. Boğazları kendinde bulundurması, Karadeniz ve Akdeniz’e çok büyük sahilleri olması ve benzeri birçok yönüyle ABD’nin ve özellikle de NATO’nun dikkatini çekmiştir. Sovyetler gerçekten sıkıntılı bir durum. Karadeniz’in karşısından Ukrayna toprak sınırlarında şimdiki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ın bulunması hakikaten Türkiye’nin tarafsızlığının önemini arttırıyor. Lakin Türkiye dönemin konjektürünü doğru değerlendirerek ABD’den destek alıyor. Lenin’in dönemine kıyasla daha sağlam adımlar atan SB ve Stalin yönetimi kendini ve sistemini tüm dünyaya tanıtmış olmanın hazzıyla ve gururuyla teknolojideki gelişmeleriyle de ön plana çıkmayı başarıyor.

Uzaya çıkan ilk astronot ve hava kuvvetlerindeki iyileştirmeler ABD ile Sb arasındaki yarışı iyice körüklüyor. Lakin her şeyi düzgün bir şekilde oturtmuşken bile illaki sıkıntılar olmuyor değil. Gorbaçov’un başa gelmesiyle birlikte SB’nin sonunun geleceğini görmemek mümkün değil. Gorbaçov’un AB ile ilişkileri ve açılımları AB ve halkları tarafından çok büyük bir lider olarak görülse de SB ve SB’nin dağıldığından sonra oluşan 15 ülkede ters tepkiyle karşılaşmasına neden olmasının önüne geçmeyecektir. SB sonrası dönemde belli başlı değişiklikler şunlar olacaktır. ABD başat ve süper güç pozisyonuna gelmesiyle birlikte AB’nin önemi de artacak ve SB bloğuna karşı kurulan NATO kendine yeni bir vizyon edinerek bu yolda ilerleyecektir. Unutmamak gerekir ki SB’nin varlığı dünyada dengenin sağlanmasında önemli rol arz etmiştir. Sisteminin birçok yanlışı olmasına rağmen eğitim, hukuk, sanat ve ekonomi deki başarıları göz ardı edilemez. Günümüzde gördüğümüz en basit örneğiyle vermek gerekirse bin yıldan beri aynı toprağı paylaşan Tükler ve Kürtler günümüzde sıkıntı çekerken her ülkeden birden fazla millet olduğunu düşünürsek kaç milletin sıkıntı çekmeden aynı ortamı paylaştığına şahit oluruz. Sömürmüştür dil olarak ad olarak ideoloji olarak tek partili sistemin tüm dezavantajlarını görmüştür lakin istikrarlı bir ekonomi ve iş gücü sağlamayı başarmıştır.

Bunların yanı sıra birtakım olayların da karşısına geçememiştir. Mesela SB döneminde pek bir sıkıntı medyaya yansımazdı çünkü kamunun olunca haber ajansları ve birimleri devlet halkının neyi bilmesini isterse onu gösterirdi. Lakin SB dağılmadan Ahıska Türklerine yapılan soykırmdan farksız yer değiştirme olsun ardından patlak veren Fergana faciası olsun dağıldıktan sonra 2010 senesinde patlak veren kızgız-özbek etnik çatışması bir şeyin göstericisidir. Halk merkezli bir otoriter sistem olarak görülse de halkları kaynaştıramamıştır. Özellikle 1941 yılında Ahıskadan(ახალციხე, Akhaltsihe -Georgia) 24 temmuz 1944 devlet savunma komitesinde görevli Berliya’nın staline yazdığı yazıda SSCB’nin Türkiye’ye olan sınırında türk nüfusu oturmaktadır ve bu nüfus Türkiye’deki akrabalarıyla kaçakçılık yapıyor ve benzeri asılsız iddiaları ile yazdığı yazının sonuçu olarak Ahıskadan 81bin aile 2 saat içinde evlerini boşaltma baskısıyla zorla göç ettirilmiş ve son durakta 42 bin kişi sağ kalmıştır. Aynı coğrafyada Abhaz Asetin ve Acarlar gibi benzeri ufak etnik gruplara özerk cumhuriyet hakkı tanırken sırf TÜRK oldukları için ayrıcalıklı muamele ettiği için sosyal devlet, demokratik devlet ve benzeri niteliklerini kaybeden bir Sovyetler birliğinden bahsediyoruz. Sadece bunlarla da sınırlı değil unutulmaması gereken bir konu da dağlık Karabağ konusudur. SSCB döneminde parça parça şu anki Azerbaycan’ın batısına yerleştirilen Ermenilerde Çar II Petronun vasiyetinin yerine getirildiğini düşünürsek bir anlamda Rus çarlığının evrim geçirmiş şekli gibi bir tabir de kullana biliriz.

Sovyetlerin Leninli dönemini ve sonrasını karşılaştırmak gerekirse

  1. Lenin döneminde tüm dünya genelinde gerçekleşecek bir devrimden bahsedilir.Stalinin gelmesiyle bu fikir tam olarak kaldırılmasa da önem içte birliğin kurulması ve sistemin oturtturulmasına kaymıştır.
  2. Lenin ve ilk Sovyetlerin kurulduğu döneme bakılacak olursa yönetim tamamen Yahudilerden oluşturulmuştur (Toçki ve başkaları).
  3. Leninden sonraki dönemde öncesi kadar aktif olmasalarda yinede yönetimde söz sahibi olmuşlardır.(Stalin Gori doğumlu gürcü olmasına rağmen karısı Yahudi idi)
  4. Lenin döneminde Sovyetleri dünya devletleri tanımak istememiş komunizmi kendine tehdit olarak algıladıklarından dolayı kendi ülkelerinde de komunist propagandalar kolay şekilde yayıla bileceğinden (işçilerin haklarının savunulması, antiemperyalist görüş, eşitlik ve benzeri)
  5. Stalin döneminde Uluslararası konjektürün gereklerine göre önce ABD tanımış sonrada MC’ye kabul edilmiştir.
    Alman ordularına karşı dayanan tek ülke olması sonradan uluslararası arenada kendilerine aşırı prestij sağlayacaktır.
  6. Kurulduğu dönem ve dağıldığı döneme bakılacak olursa dünyada dış politika anlamında bir çok yenilik getirilmiştir.
  7. Döneminde patlak versede kamuya duyurulmayan milliyetçilik ve ırkçılık dalgası SB dağıldıktan sonra iyice kendini hissettirir düzeye tırmanmıştır.
  8. SSCB’nin merkezi Rusya- Moskova olduğu için SSCB dağılınca ülkeler sefalet içinde kaldılar çünkü bütün ambarlar Moskova’daydı. Azerbaycan’ın petrolü Türkmenistan’ın d.gazı, Özbekistan’ın pamuğu , Kazakistan’ın unu var idi geri kalan ülkeler daha durumu kötü. Azerbaycan avantajlı çünkü Türkiye’ye en yakın ülke ve türk kızılayından en fazla faydalanan ülke olma özelliğini elinde bulunduruyor.

Kaynak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popular Articles