Ultimate magazine theme for WordPress.

SSCB’nin ve Doğu Blokunun Dağılmasının Sonuçları

0 143

SSCB’nin ve Doğu Blokunun Dağılmasının Sonuçları

1-Uluslararası sistem açısından: Denge kavramı bitti. Batı sistemi tek başına rakipsiz kaldı. Dolayısıyla, o zamana kadar bu dengeden yararlanarak özerkliklerini koruyan ülkeler yeni ve daha zor bir dünyaya adım attılar.

2-Dünya barışı açısından: Riskli olarak adlandırılan, ama son zamanlarda riske kalmamış olan çok istikrarlı bir düzen gitti. Onun yerine, risksiz diye adlandırılan, ama elinde nükleer bomba bulunan çok sayıda bağımsız ülke yüzünden çok riskli olan, üstelik tamamen istikrarsız bir düzen geldi. Nitekim bloklar döneminde görülmeyen çok sayıda bölgesel çatışma çıkacaktır.

3-İdeoloji açısından: En azından SSCB ve Doğu Avrupa’da uygulandığı biçimiyle komünist ideoloji yıkıldı. Bununla birlikte çok kimse, ulusal ve uluslararası gelir dengesizlikleri ve sömürüye karşı çıkacak benzer bir ideolojinin doğmakta gecikmeyeceği düşünmeye başladı.

4-Bölge açısından: Bölge alt üst oldu. Proletarya yokken veya zayıfken komünistleşen Doğu Avrupa, burjuvazi yokken veya zayıfken kapitalistleşmeye başladı. Sonuç, mafyanın ekonomiye egemen olması ve toplumsal değerlerin çöküşü oldu.

5-Rusya açısından: Gorbaçov, devletin dağılacağını hiç düşünmemişti. O biçimiyle götüremeyeceği için reformlara girişti ve ülke dağıldı. Bu sefer, özel mülkiyet kaydı bulunmayan ve tarafsız yargı olmayan bir Rusya’da ‘’vahşi kapitalizm’’ başlayınca siyasal iktidara Yeltsin gibi fırsatçılar, ekonomik iktidara da mafya geçti. Liberalleşmenin anlamı hırsızlık oldu. SSCB gibi bir süper devletten gelen, üstelik bireyleri sağlık ve eğitim gibi temel gereksinmelerinin karşılanmasına alışmış bulunan Rusya’nın her bakımdan aşağılanması Putin’ i iktidara getirdi. Putin ise Rusya’yı milliyetçilik ile kurtarmaya girişti. Bu eylemde, mafyayı bir devlet terörü olmaksızın yenmesi zor gözüküyordu. Yani, olay her bakımdan Rusya’yı alt üst etti.

6-Türkiye açısından: Türkiye, SSCB gibi güçlü bir komşunun yerine yine Rusya gelmiş olmakla birlikte, doğrudan kara komşuluğundan kurtuldu. Fakat bu çok önemli bir kayba uğradı: İkinci Dünya Savaşından beri hep Komünist SSCB tehlikesi sayesinde Batı nezdinde yüksek tutabildiği jeo stratejik önemi bir anda çok azaldı. Fakat Türkiye bunu geri kazanmak için, Körfez savaşından başlayarak, yeni bunalımlardan yararlanacaktır.

*1991 de SSCB’nin dağılması ile ABD’nin global stratejisi içinde Türkiye’nin yeri ve önemi giderek artış gösterdi. ABD Avrasya da etkinliğini yerleştirmek için Türkiye’nin işbirliğine ihtiyaç duyuyordu.

Brzezinski de, ABD için soğuk savaşın ödülü olarak gördüğü Avrasya a Türkiye’nin eksen rolü oynadığını belirtmiştir. Brzezinski nin eksen olarak tanımladığı Türkiye Karadeniz bölgesinde istikrarı sağlamakta, Akdeniz’e geçişi kontrol etmekte, Rusya’yı Kafkaslarda dengelemekte, İslami köktendinciliğe karşı panzehir işlevi görmekte ve güneydeki dayanak noktası olarak NATO’ya hizmet vermekteydi. Türkiye’nin Avrupa’dan Çin’e uzanan bu yeni rolü yalnızca araştırmacılar tarafından değil, ABD yönetimi tarafından 1990’lar boyunca vurgulandı.

Ayrıca ABD, bu dönemde 1980’lerin başından farklı olarak Türkiye’nin demokratikleşmesine ve insan haklarına saygı göstermesine daha fazla önem verdi. Bunun da ilk nedeni, demokratikleşmenin küreselleşmenin temel direklerinden birini oluşturmasıydı. İkinci olarak Türkiye’nin gerek Balkanlar, gerekse Kafkasya ve Orta Asya’daki eski sosyalist ülkelere hem siyasal, hem ekonomik model olmasını istemesiydi.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.