Türkiye’de Uluslararası İlişkiler Disiplini Neden Gelişmiyor?

4 min


Uluslararası ilişkiler disiplini genel olarak hukuk ve siyasi tarih ana bilim dalları üzerine kurulmuştur. Avrupa’da kurulduğunda da uluslararası ilişkilerin temelini bu iki ana bilim dalı oluşturmuştur. Fakat Avrupa’daki uluslararası ilişkiler daha sonradan kendi alanını oluşturabilmiştir ve akademik literatürde “interdisciplinary“ şeklinde geçen disiplinler arası olma özelliğini kazanmıştır. Yani uluslararası ilişkiler kendi alanını oluşturmuştur. Türkiye’de ise uluslararası ilişkiler tam olarak kendi alanını oluşturamamıştır ve bu nedenle Avrupa’da oluşturulan uluslararası ilişkiler disiplinini bir adım geriden takip etmektedir

Modern anlamda uluslararası ilişkiler, 1648 Westphalia  antlaşmasından sonra ortaya çıkmış ve bu tarihten sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. 1789 Fransız İhtilali, sadece uluslararası ilişkilerin gelişimini değil aynı zamanda halklarında daha özgür bir biçimde kendilerini ifade edebilecekleri bir zemini hazırlamıştır. Bu tarihten itibaren artık tek bir devlet veya tek bir ulusun olduğu dünya değil farklı dinsel, etnik, dilsel ve değişik kültürlerden uluslar bir arada yaşamaya ve aralarındaki ilişkileri de daha sıkılaştırmaya başlamıştır.

20. yüzyıla gelindiğinde önce birinci dünya savaşı ulusların kaderini belirlemede önemli bir rol oynamış ve bu tarihe kadar kendini törpüleyen Almanya ağır bir yenilgiye uğramıştır. Dolayısıyla Almanya’nın yanında yer alan Osmanlı İmparatorluğu da yenilgiden nasibini almış ve Osmanlı İmparatorluğu geri dönüşü olmayan parçalanma sürecini daha da hızlandırmıştır. Birinci Dünya savaşı en çok Almanyayı etkilemesine rağmen İkinci dünya savaşına kadar geçen süre zarfında Almanya kendini toparlamış ve dünyanın önemli güçleri arasında yeri almıştır. Türkiye için ise durum çok farklı olmuştur. Yıkılan imparatorluk yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti değişimin sancılarını kolay kolay atlatamamıştır. Sınırların belirsizliği, toprak bütünlüğü için verilen mücadele, Musul, Kerkük gibi bölgeleri yeni Cumhuriyete kazandırma mücadelesi Türkiyeyi dünya politikasında hep bir adım geride bırakmıştır.

Uluslararası İlişkiler disiplini dünyada genel olarak 2.Dünya savaşının ardından şekillenmeye başlamıştır. Türkiye’de ise uluslar arası ilişkiler disiplini ancak 1970 yıllarından itibaren gelişme gösterebilmiştir. Türkiye’de uluslar arası ilişkiler disiplininin bu kadar geç gelişmesinin çeşitli sebepleri var. Bunları ifade edecek olursak;

1.Bu sebeplerin en başında disiplinin oluşum şekli gelmektedir

Uluslar arası ilişkiler disiplini genel olarak hukuk ve siyasi tarih ana bilim dalları üzerine kurulmuştur. Avrupa’da kurulduğunda da uluslararası ilişkilerin temelini bu iki ana bilim dalı oluşturmuştur. Fakat Avrupa’daki uluslararası ilişkiler daha sonradan kendi alanını oluşturabilmiştir ve akademik literatürde “interdisciplinary“ şeklinde geçen disiplinler arası olma özelliğini kazanmıştır. Yani uluslararası ilişkiler kendi alanını oluşturmuştur. Türkiye’de ise uluslararası ilişkiler tam olarak kendi alanını oluşturamamıştır ve bu nedenle Avrupa’da oluşturulan uluslararası ilişkiler disiplinini bir adım geriden takip etmektedir

2. Uluslararası İlişkiler Disiplini ile ilgili Türkçe dilinde Yeterli Kaynak Bulunmaması

Bir başka neden olarak Türkiye’de uluslararası ilişkilere özgü yeterli kaynağın bulunmaması, disiplinin özüne ilişkin özgün kaynakların üretilememesi ve hatta dünyanın farklı birçok ülkesinde yayınlanıp çevrilen kaynakların yeterli sayıda Türkçeye çevrilememesini gösterebiliriz. Genel olarak uluslararası ilişkilere özgü kaynak zaten yetersiz ve azdır. Fakat Türkiye’de çeviri kaynak bulmak bile pek mümkün değildir.[1]

3. Uluslararası İlişkiler Teorilerinin Yeterince Anlaşılamaması ve Teori Üretilememesi

Türkiye’de uluslararası ilişkiler disiplinine ait kitapların ana dile çevrilmemiş olması disiplin ile ilgili teorilerin anlaşılamamasına ve Türkiye gibi sınır ülke[2] konumuna sahip bir ülkede teoriden çok komplo teorilerinin oluşumuna neden olmaktadır.

4. Uluslararası İlişkilere Bir İç Politika ve Siyaset Bölümü gibi Bakmak

Türkiye’de uluslararası ilişkiler disiplinine ve bölümüne bir siyasetçi yetiştiren bir iç politika uzmanı yetiştirilen bölüm gibi bakılması ve bölümü tercih eden öğrencilerin % 50’sinden fazlasının bölüme ilişkin ve mezun olduktan sonra ne yapacağına dair bir fikri ve bilgisi olmaması bölümün ve disiplinin gelişmesini engelleyen en önemli sebeplerden biridir. Bu sebeple uluslar arası ilişkiler disiplini hem yanlış tanıtılmakta hem de alandan yetişen nitelikli öğretim üyesi sayısı azalmaktadır. Bu da zaten Türkiye’de geri de olan disiplini daha da geriye götürmektedir.

Bu olumsuzluklar Nasıl Aşılır?

Uluslararası ilişkilere özgün bu olumsuzlukları aşmak için öncelikle disiplini siyasi tarih ve hukuk bilim dalı gibi görmemeliyiz. Bir disiplinler arası disiplin olarak görmeliyiz. Ve fakat hukuk, siyasi tarih, iktisat, sosyoloji gibi diğer disiplinlerden de yararlandığını unutmamalıyız. Disiplini ve bölümü tercih edecek ve bu alanda araştırma yapacak olan arkadaşlara nitelikli bir şekilde tanıtmalı ve disipline ilişkin teorileri, kaynakları iyi analiz etmeli bilimsel kaynaklardan okumaya gayret göstermeliyiz. Aksi takdirde okuyacağımız teoriler komplo teorilerine dönüşecek üreteceğimiz bilgilerde bilimsellikten uzak olacaktır.

Netice itibariyle uluslararası ilişkilerin Türkiye’de gelişme gösterebilmesi ve kendi alanını tam anlamıyla oluşturabilmesi için yukarıda ifade edilen nedenleri iyi bilmeli ve bunlara yönelik araştırmalarımızı ve okumalarımızı daha iyi yapmalıyız. Ve en önemlisi de Türkiye’de uluslararası ilişkiler bölümlerinden nitelikli akademisyenler yetiştirilmeli ve Türk uluslararası ilişkilerini Avrupa’dakine yetiştirmeli ve hatta yapacağımız nitelikli çalışmalar ile bir adım öne taşımalıyız

Ahmet ATAŞ


[1] Türkiye’de uluslararası ilişkilerin gelişimine bence katkı sağlayan bir kitap 2010 yılında Bilkent Üniversitesinden Ersel Aydınlı, Kırıkkale Üniversitesinden Haluk Özdemir Ve Erol Kurubaş’ın yazmış olduğu Yöntem, Kuram, Komplo& Türk Uluslararası ilişkilerinde vizyon arayışları isimli kitaptır.

[2] Sınır Ülke kavramı için bakınız: Haluk Özdemir,  “Türkiye’nin ‘Sınır-Ülke’ Niteliği: Farklı Stratejik Kültürler Arasında Türk Dış Politikası”,    Avrasya Etüdleri, sayı 33, (2008-1), ss. 7-46.


Like it? Share with your friends!

What's Your Reaction?

confused confused
0
confused
fail fail
0
fail
fun fun
0
fun
geeky geeky
0
geeky
hate hate
0
hate
lol lol
0
lol
love love
0
love
omg omg
0
omg
win win
0
win
Misafir

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir