Ultimate magazine theme for WordPress.

TÜRKİYE’DEKİ SURİYELİ SIĞINMACILAR

MÜLTECİ KİMDİR?

0 9

Bu makalede; son yıllarda yaşanmış en büyük göç dalgasına neden olan Suriyeli sığınmacıların, Türkiye’ye toplumsal etkileri üzerinde yapılan araştırmalardan olan ‘’Nefret söylemi çıkmazında Suriyeli sığınmacılar’’ başlıklı raporun analizi yapılacaktır.

Raporun giriş kısmında; 1951 yılı Cenevre Sözleşmesine göre ‘’Mültecinin’’ tanımı yapılmıştır. Buna bağlı olarak Türkiye’de bulunan Suriyelilerin mülteci, sığınmacı ya da şartlı mülteci olarak değil ‘’Geçici Koruma’’ altında olarak tanımlandığını belirtilmiştir.

Raporun ana konusu; Türkiye’de mülteci statüsünde olması gereken Suriyeli vatandaşların ‘’Geçici Koruma’’ altında olmasının ‘’Suriyeli vatandaşların geleceklerinin bilinmezliği’’ sebebiyle risk taşıdığıdır. Türkiye gibi hukuki olarak mültecilik statüsü olmayan ülkelerdeki göçmenler üçüncü ülkeye mültecilik başvurusu yapamıyor.
Bu da Özellikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 1, 2, 3, 13 ve ilgili maddelerinin ihlali olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mülteci kimdir?
Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi’ne göre mülteci “ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi” dir.
Türkiye, 1951 Sözleşmesi’nin yanı sıra 1967 Protokolü’ne de coğrafi sınırlama ile taraf olmuştur. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Türkiye sözcüsü (UNHCR) Selin Ünal’a göre Türkiye coğrafi sınırlamayı sürdürmesine rağmen 2014’te yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslar arası Koruma Kanunu ile birlikte geldikleri ülkeye bakılmaksızın, tüm sığınmacılara ve mültecilere uluslar arası standartlara uygun şekilde koruma sağlanıyor.

Geçici koruma ise “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen ve uluslar arası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancılara sağlanan korumayı” ifade ediyor.

Rapora göre Suriyelilerle ilgili bir adlandırma sorununun olduğu anlaşılmaktadır. Kimi zaman ‘misafir’, kimi zaman ‘sığınmacı’, kimi zamansa ‘mülteci’ olan Suriyeliler, hukuki olarak mültecilik statüleri olmadığı için haklardan mahrum kalabiliyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı 21 Nisan 2021 tarihi itibarıyla toplam 3 milyon 671 bin 811 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 737 bin 502’sini (%47,4) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocukların ve kadınların toplam sayısı ise 2 milyon 596 bin 643 kişi. (%70,8). Uzmanlara göre mülteci sayısı resmi rakamların çok üzerindedir. Suriye’de 2011’den beri yaşanan savaştan kaçanların hemen hemen yarısı Türkiye’de yaşıyor.
Toplumda ortaya çıkan birçok ekonomik ve toplumsal sorunun sorumlusu olarak görünen Suriyeli sığınmacıların durumu Türkiye gündeminin en hassas konularından biri olmaktadır.

Rapor, Türkiye’deki Suriye vatandaşlarına karşı nefret söyleminin artmasının nedenlerini şöyle açıklamaktadır;

– Özellikle sosyal medyada göründüğü haliyle Suriyeliler ya ‘işimizi çalıyorlar’ ya da ‘hırsızlık ve taciz’ olaylarına karışıyorlar. Oysa İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre 2014-2017 yılları arasında Suriyelilerin karıştığı olaylar, Türkiye’deki toplam suçların sadece yüzde 1,32’sine denk geliyor. Bu veriler, Suriyeli mültecileri hedef alan nefret söyleminin gerekçelerden yoksun olduğunu gösteriyor.

– Medyanın kullandığı dilin önemi, hırsızlık, tecavüz gibi haberler yapılırken şüphelinin Suriyeli kimliğine vurgu yapılması dikkat çekmektedir. İnsan hakları örgütleri, kullanılan bu dilin toplumda ‘nefret söylemi yarattığını’ belirtiyor.

– Suriyelilere yönelik devlet yardımı konusunda yayılan iddiaların ayrımcı bir dil kullanılarak yapılması ve Suriyelileri daha kriminalize eden, yani daha çok suç işlediğine yönelik iddiaların yayıldığı yanlış haberler. Bu durum, ayrımcılığı pekiştiren bir dilin oluşmasına sebep olmaktadır.

– Suriyelilere yönelik nefret söyleminin oluşması ve artmasına sebep olan diğer bir sorun, Suriyelilere yapılan yardımlar konusunda kurumların yeterince şeffaf olmaması. Suriyelilere yapılan yardımların çok büyük bir kısmının Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yapıldığı halka net şekilde ifade edilmemektedir. Ayrıca, “Suriyelilere daha fazla ayrıcalık tanındığı ve devletin kendi vatandaşlarını korumadığı” gibi algıların oluştuğu da görülüyor.

Sonuç olarak ‘’Nefret söylemi çıkmazında Suriyeli sığınmacılar’’ raporunda Türkiye’deki Suriyeli sayısının devasa boyutlara ulaştığını, Suriyelilerin hangi statüde olduğunun net bir şekilde ortaya koyulmaması ve Türkiye’deki ekonomik sorunlar nedeni ile Suriyeli ve Türk vatandaşları arasında çıkan sorunlara değinilmiştir. Tüm bu sıkıntılar özellikle Türk halkının Suriyeli vatandaşlara karşı yaklaşımının nefret söylemine varacak şekle geldiği vurgulanmıştır.

Şahsi görüşüm olarak raporun bazı tespitlerine katılmıyorum. Özellikle nefret söylemine kesinlikle katılmıyorum. Türkiye’de 3.5 milyondan fazla Suriyeli var bazı sıkıntıların olması çok normal, bunun nefret söylemine varacak şekilde lanse edilmesi bence çok yanlış. Kanaatimce, Türkiye Suriyeli sığınmacıları alırken gerekli hassasiyeti gösterememiştir. Sığınma taleplerinde özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar, sakat ve güçsüzlere öncelik verilmesi gerekiyordu. Suriyeli vatandaşların Türkiye’de bazı hırsızlık, cinsel saldırı, adam yaralama gibi olaylara karışması ve Suriye’de savaşında yüzlerce Türk askerinin ölmesi Suriyelilere karşı bakış açısının maalesef olumsuz yönde olmasına neden olmuştur.

Son olarak Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısı 3,5 milyonu aşarken tüm Avrupa ve Amerika ülkelerindeki Suriyeli sığınmacı sayısı 1 milyonu bulmamaktadır. Bu da Batılı devletlerin demokrasi ve insan haklarına bakış açısının samimi olmadığının ve pratikte böyle insan hakları söyleminin uygulamada gerçekleşmediğinin kanıtıdır.

KAYNAKÇA

1- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, (Erişim) https://www.unicef.org/turkey/udhr/_gi17.html, 26 Nisan 2021.

2- Mülteci Kimdir?, (Erişim) https://www.unhcr.org/tr/multeci-kimdir, 26 Nisan 2021.

3- Nefret Söylemi Çıkmazında Suriyeli Sığınmacılar, (Erişim) https://tr.euronews.com/2019/01/05/nefret-soylemi-cikmazinda-suriyeli-siginmacilar, 27 Nisan 2021.

4- Hayatla Mücadele Etmek mi?, (Erişim) https://www.antakyagazetesi.com/hayatla-mucadele-etmek-mi/, 27 Nisan 2021.

5- Göç İdaresi Genel Müdürlüğü; (Erişim) https://www.goc.gov.tr/gecici-koruma5638, 27 Nisain 2021

6- Türkiye’deki Suriyeli Sayısı, (Erişim) https://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/, 27 Nisan 2021.

7- Nefret Söylemi Çıkmazında Suriyeli Sığınmacılar, (Erişim) https://tr.euronews.com/2019/01/05/nefret-soylemi-cikmazinda-suriyeli-siginmacilar, 27 Nisan 2021.

8- Sahte haberler dünyada mültecileri hedef göstermek için nasıl kullanılıyor? (Erişim) https://teyit.org/sahte-haberler-dunyada-multecileri-hedef-gostermek-icin-nasil-kullaniliyor/, 29 Nisan 2021.

9- Suriyeliler En çok Nerelere Göç Etti?, (Erişim) https://tr.sputniknews.com/dunya/201801311032054552-suriyeliler-en-cok-nerelere-goctu/, 30 Nisan 2021.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.