Türkiye’nin IŞİD Ile Aktif Mücadelesi: Fırat Kalkanı Harekatı

0 71

Ortadoğu bölgesinin dış güçler tarafından başta ABD ve Rusya olmak üzere kontrol ediliyor olması ve tarihte yaşanan gelişmelerden dolayı bu bölgede birçok farklı yapının ortaya çıkmasına neden olmuştur. En son 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın oluşturduğu kaos ortamı bu farklı yapıların artmasına zemin hazırlamıştır. Bu bağlamda en aykırı yapı ve devlet olma iddiasında bulunan IŞİD Suriye-Irak bölgesinde varlık göstermiştir. IŞİD’in ‘’cihad’’ anlayışı üzerinden kanlı eylemlerde bulunması tehdit kaynağı olmasının bir boyutunu oluşturmuştur. Türkiye’nin Suriye ve Irak’a sınır komşusu olmasından dolayı IŞİD tehlikesinin Türkiye’ye yansıması kaçınılmaz olmuştur. Dolayısıyla Türkiye ulusal güvenlik bağlamında IŞİD’ e karşı aktif politika yürütmüş, bu politikasını Fırat Kalkanı Harekatı ile daha da somutlaştırmıştır. Bu makalede IŞİD’in tarihsel gelişimi ele alınmış, Türkiye’ye olan yansımaları incelenmiş ve Fırat Kalkanı Harekatı’nın okunması yapılmıştır.

Giriş

Örgüt yapısından devlet olma iddiasına evrilen sözde Irak Şam İslam Devleti kısacası IŞİD olarak adlandırılan örgütün ilk ayağını oluşturan Tevhid ve Cihad Örgütü Afganistan’da Ebu Musab Ez- Zerkavi öncülüğünde kurulmuştur. 2001 yılında Irak’ın kuzeyine gelmiş, ABD güçleri ile savaşmıştır. Örgüt 2004 yılında El-Kaide’ye biatını ilan etmiş ve Irak El-Kaidesi olarak adını değiştirmiştir. 12 Haziran 2006 tarihinde Zerkavi’nin öldürülmesi sonucu yerine El-Mısri gelmiştir. Ekim 2006’da Irak El-Kaidesi Irak İslam Devleti olmuş ve liderliğe Ebu Ömer El-Bağdadi gelmiştir. 2007 yılından itibaren ABD’nin müdahaleleriyle örgütün etkinliği kırılmaya başlanmıştır ve 2010 yılında örgütün önemli iki lideri El-Mısri ve Ebu Ömer El-Bağdadi öldürülmüş liderliğe Ebu Bekir El-Bağdadi gelmiştir. 2011 yılında ABD’nin Irak’tan tamamen çekilmesi ile doğan güvenlik boşluğundan faydalanan Ebu Bekir El-Bağdadi güç kazanmış ve El-Kaide’den koparak örgütü bağımsız Irak Şam İslam Devleti olarak ilan etmiştir. (Deligöz ve Erdoğan, 2015)
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş bölgenin kaos ortamına dönüşmesine yol açmış ve bir çok farklı grubun birbiriyle çatışmasına neden olmuştur. IŞİD bu kaos ortamında kendisine alan bulmuş ve giderek eylemsel faaliyetlerini arttırarak küresel bir tehdit haline gelmiştir. Türkiye’nin Suriye ve Irak’a komşu olması coğrafi yakınlık sebebiyle IŞİD tehdidine maruz kalmasına neden olmuştur. Türkiye sınırına doğru ilerleyen IŞİD’in Türkiye’ye yönelik saldırıları artmış ve hem içerden hem dışardan yabancı savaşçı devşirmeye başlamıştır. Türkiye için somut bir tehdit kaynağı olmaya başlayan IŞİD Türkiye’nin mücadelesini sahada daha aktif kılmış ve arttırmıştır. Dolayısıyla bu tehdidi ortadan kaldırmak için Türkiye 24 Ağustos 2016 tarihinde Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlatmıştır. Bu harekat ile Türkiye sınırdan IŞİD tehlikesini bertaraf etmiş güvenliğini arttırmıştır.

IŞİD’İN Tarihsel Gelişimi

Irak ve Şam İslam Devleti kısacası IŞİD olarak adlandırılan örgütün temel parametresi ‘’cihad’’ anlayışı üzerine kurulmuştur. Bu anlayışın alt yapısı Abdullah Azzam tarafından oluşturulmuştur.(Acun, 2014). IŞİD’ in temellerini atan Ebu Mus’ab El-Zerkavi 1988 yılında SCCB’ nin Afganistan işgaline karşı ‘cihad’ amaçlı Afganistan’a gidip savaşmıştır. Savaş sona erdikten sonra Ürdün’e dönen Zerkavi Ürdün istihbaratı tarafından takibe alınmıştır.(Gürler ve Özdemir, 2014a) 1993 yılında bir sinema salonuna gerçekleştirdiği saldırı sonucu tutuklanmış ve 1999 yılına kadar hapishanede kalmıştır. Hapishanede kaldığı süre zarfında Selefi ve Cihad anlayışını öğrenmeye ağırlık vermiştir. Hapishaneden çıktıktan sonra Usame Bin Ladin ile tanışmak için tekrar Afganistan’a giden Zerkavi Usame Bin Ladin’den beklediği karşılığı alamamıştır. (Sandıklı, 2015a) Bunun üzerine Zerkavi kendi örgütünü kurma çabası içerisine girmiş ve 2000 yılında Afganistan’ın Herat kampında Ürdün, Filistin ve Suriyeli militanlardan oluşan Tevhid ve Cihad örgütünü kurmuştur. (Gürler ve Özdemir, 2014a)
2001 yılında ABD’nin Afganistan’ı işgal etmesinden dolayı Tevhid ve Cihad Örgütü çatısı altında İran’da kamp kuran Zerkavi daha sonra Irak’ın kuzeyine taşınmıştır. Zerkavi, bu bölgede hakim olan El-Kaide ile bağlantılı ayrılıkçı İslamcı-Kürt grubu Ensar El-İslam ile tanışmış ve yakınlık kurmuştur. Bu bölgede bulunduğu sürede çoğunlukla Bağdat, Ramadi ve Tikrit arasındaki Sunni blokta hareket ederek kendi ağını genişletmiş, savaşçı güçlerini kuvvetlendirmiş ve temellerini atmıştır. (Kirdar, 2011)
2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle beraber Saddam rejimi yıkılmış ve Irak ordusu dağılarak bölgede ciddi bir güvenlik boşluğunun oluşmasına yol açmıştır. Irak ordusundan kalan silah, teçhizat ve cephaneliğin Zerkavi’nin eline geçmesiyle örgüt iyice güçlenmiş ve ABD güçlerine karşı Sünni direnişi başlatmıştır. (Acun, 2014) Direnişe katılım sayısını arttırmak için uluslararası ağ bağlantısı yoluyla yabancı savaşçılara katılım çağrısı yapmış ve kısa sürede bu çağrı karşılık bularak ABD güçlerine karşı savaşmak için birçok yabancı savaşçı bu gruba katılmıştır. Bunların bir kısmı Afganistan, Çeçenistan, Bosna, Keşmir gibi cephelerde savaşan tecrübeli yabancı savaşçılar iken bir kısmı Arap ve İslam dünyasından gelen gençlerden oluşmaktaydı. (Sandıklı, 2015)
Nisan 2004’te Irak’ın Felluce kasabasında ABD güçleri ile çatışmaya giren Iraklı direnişçiler, ABD güçlerinin çekilmesi ile zafer ilan etmiş, direnişe öncülük eden Zerkavi’ye olan bağlılığını arttırmışlardır. Zerkavi’nin direnişteki rolü ve liderliği itibarını arttırmış ve direnişçiler Zerkavi’yi ‘’Felluce İslami Halifeliği’’ nin emiri olarak görmüşler ve kendisine biat ettiklerini bir kez daha ilan etmişlerdir. Gücü ve şöhreti artan Zerkavi Ekim 2004’te Usame Bin Ladin ile anlaşarak kendisine biat ettiğini ilan etmiş ve örgütün adını İki Nehir Arasındaki El-Kaide yani Irak El-Kaidesi olarak değiştirmiştir. (Kirdar, 2011) ve böylece TCÖ El-Kaide’nin bir parçası haline gelmiştir. Irak El- Kaidesi olarak 2003-2007 yılları arasında örgüt faaliyetlerini arttırarak etki alanını genişletmiştir. Bölgede etkili bir aktör haline gelmiştir. (Welby, 2017) 2006 yılına kadar faaliyetlerini Irak El- Kaidesi adı altında yürüten örgüt, Ocak 2006’da beş Sünni direniş grubunun örgüte dahil olmasıyla beraber adı ‘’Mücahitler Şura Konseyi’’ olmuştur. (Gürler ve Özdemir, 2014b) Ancak aynı yıl içerisinde ABD’nin düzenlediği bir hava saldırısı sonucu Zerkavi öldürülmüş ve örgütün başına El- Kaide’nin önemli isimlerinden Eymen El-Zevahari tarafından Ebu Eyyub El-Mısri getirilmiştir. (Freedman, 2016) Ancak örgüt Ekim 2006’da kendisini ‘’devlet’’ ilan ederek adının Irak İslam Devleti olarak değiştiğini açıklamış ve liderliğe Ebu Ömer El-Bağdadi’nin geldiğini deklare etmiştir. Devlet oluşturma çabasına giren örgüt 10 kişilik Bakanlar Kabinesi oluşturmuş, El-Mısri’ye Savaş Bakanlığı görevi verilmiştir.
2007 yılına gelindiğinde sözde Irak İslam Devleti’nin ABD’ye yönelik artan saldırıları ve giderek kızışan mezhep savaşı sonucu ABD Sünni aşiretler ve direniş gruplarını bir araya getirerek Sahva Birliklerini kurmuştur. Bu birlik IİD’nin faaliyetlerini önemli derecede darbe vurmuş, bölgedeki etkinliğini kırmıştır. (Acun, 2014) 18 Nisan 2010’da ABD destekli Irak güvenlik güçlerinin Irak’ın Selahaddin vilayetinde düzenledikleri operasyon sonucu örgüt liderleri olan ElMısri ve Ebu Ömer El-Bağdadi öldürülmüştür. (Sandıklı, 2015) Örgütün önemli iki isminin öldürülmesinin ardından lider kadrosu bir kez daha değişmiş ve liderliğe Mayıs 2010’da Ebu Bekir El-Bağdadi gelmiştir.      2011’de ABD’nin düzenlediği bir operasyon sonucu Usame Bin Ladin öldürülmüş ve yerine Ez- Zevahiri gelmiştir. Ebu Bekir El-Bağdadi Zevahiri’ye olan bağlılığını duyurmuş ve IİD, El-Kaide’nin bir parçası olarak kalmaya devam etmiştir. Etkinliği kırılmaya başlayan örgüt Ebu Bekir El-Bağdadi liderliğinde toparlanmaya başlamıştır. Bunda en önemli etken ABD askerlerinin bölgeden çekilmesi ve Suriye iç savaşının başlamasıyla beraber bölgede doğan güvenlik boşluğundan faydalanılması idi. 2012 yılı itibariyle Şii politikalar güden Irak Başbakanı El-Maliki Sünniler üzerinde baskısını iyice arttırmış, Sünni karşıtı politikalar izlemeye başlamıştır. Mezhepsel derinleşmeyi arttıran Maliki Sahva Birliklerini dağıtmış ve böylece bazı gruplar tekrar IİD’nin safında savaşmaya başlamıştır. (Sandıklı, Semin ve Ünal, 2015) Etki alanını genişletmeye başlayan Bağdadi 2013’te Suriye’ye gelerek Suriye El-Kaidesi olan Nusra Cephesi ile birleşerek örgütün adının ‘’Irak-Şam İslam Devleti’’ olarak değiştiğini duyurmuştur. Ancak bu kararın El-Kaide merkezi lideri Ez-Zevahiri tarafından kabul görmemesine rağmen örgüt faaliyetlerine Suriye sahasında da yürüteceğini söylemiştir. (Gürler ve Özdemir,2014b) Bağdadi Maliki’nin İran’dan aldığı destekle Sünnilere karşı artan otoriter ve dışlayıcı politikalarını ve Suriye’de başlayan iç savaşı fırsata dönüştürerek Sünni  Arap aşiretlerinin desteğini almayı başarmış ve Suriye-Irak sınırında kritik bölgeleri almaya başlamıştır. Bu bölgelerden mali kaynak, silah ve mühimmat ele geçirmiştir. Böylece Irak’ta büyük çaplı operasyonlara başlayan IŞİD, Irak Ordusunu lağvetmiştir. 2013’te Rakka ve İdlib’i Esed rejiminin elinden almıştır. 2014 yılının ilk aylarında saldırılarını arttırarak Felluce ve Ramadi’yi ele geçirmiştir. Haziran 2014’te Musul’u ele geçirmesinin ardından Musul Türk konsolosluğuna girmiş ve 49 Türkü rehin almıştır. Sahada ilerleyen IŞİD, Tikrit ve Samara’yı kuşatmış, Türkmenlerin çoğunlukta yaşadığı Telafir’i ve Yezidilerin bulunduğu Sincar’ı ele geçirmiştir. Böylece bölgenin kritik noktaları IŞİD’in hakimiyetine girmiştir.(Sandıklı, 2015)
14 Eylül 2014 tarihinde IŞİD’in Kobani’yi kuşatmasının ardından 200 bin mülteci Türkiye’ye sığınmış zaman zaman Kobani tarafından Türkiye’ye havan mermileri düşmüştür. IŞİD’in Kobani’yi ele geçirmesi ile başlayan süreç terörün Türkiye’ye yansıması açısından kırılma noktası olmuştur. Kobani’nin düşmesi Türkiye’de 6-7 Ekim olaylarını tetiklemiştir. Partiya Karkeren Kurdistane (PKK) terör örgütü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) ‘’süresiz eylem çağrısı’’ yaparak halkı sokağa dökmesiyle 6-7 Ekim olayları zuhur etmiştir. Gösteriler 40’a yakın şehirde gerçekleşmiş, 50’ye yakın vatandaş ölmüş ve yüzlerce insan yaralanmıştır. (Sandıklı, 2015)
Suriye-Irak sınırında hakimiyetini geniş tutan IŞİD özellikle Kobani olayları ile Türkiye’ye olan etkileri doğrultusunda ‘’sınırdaki düşman’’ haline gelmeye başlamıştır. Böylece IŞİD’in Türkiye için bir tehdit kaynağı olması daha da somutlaşmıştır.

IŞİD’in Türkiye’ye Etkileri

2014 yılında Musul’u ele geçirmesinin ardından  kritik noktalardan Kuzey Suriye’de yer alan  Ayn El Arap diğer adıyla Kobani’yi kuşatan IŞİD Türkiye sınırına kadar ilerlemiştir. Kobani Türkiye için Kürt nüfusunu barındırması ve Türkiye sınırında yer almasından dolayı önem teşkil etmektedir. (Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi [TÜRKSAM], 2014) IŞİD’in Kobani’yi kontrol altına almasının ardından yaklaşık üç hafta sonra Türkiye’de HDP’nin çağrısı üzerine 6-7 Ekim olayları başlamıştır. Kobani’nin düşmesini protesto etme amacıyla Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki iller başta olmak üzere birçok şehirde göstericiler sokağa çıkmış ancak olaylar sadece protesto ile kalmamış birçok sayıda insan hayatını kaybetmesi, yüzlerce vatandaşın yaralanması, 2 polisin şehit olması, Diyarbakır’da 3 arkadaşı ile beraber yoksullara kurban eti dağıtan 16 yaşındaki Yasin Börü ve arkadaşlarının katledilmesi ve çok sayıda işyeri, araç, okul, dershane, Kuran Kursu’nun zarar görmesi ile sonuçlanmıştır. (Anadolu Ajansı [AA], 2015) Ayrıca IŞİD tehdidinden kaçan çok sayıda yaşlılar, kadınlar, çocuklar olmak üzere Türkiye’ye göç dalgası başlamıştır. IŞİD’ in Türkiye sınırında kendisine alan oluşturması Türkiye bazında güvenlik risklerini arttırmıştır. (Orhan, 2014) Artık IŞİD Türkiye ile sınırdaş konumuna gelmiştir.
Türkiye’nin Suriye ve Irak’a komşu ülke olması ve bu alandaki dengeleri bozabilme potansiyelini sahip olmasından dolayı IŞİD’ in Türkiye’ye yönelik eylemsel faaliyetleri başlamıştır. IŞİD’ in gerçekleştirdiği saldırılar kronolojik olarak şu şekildedir; 20 Mart 2014 tarihinde 3 yabancı terörist Niğde saldırısını gerçekleştirmiş 2 güvenlik görevlisi şehit olurken 1 sivil hayatını kaybetmiştir. 11 Haziran 2014’te aralarında Başkonsolos Öztürk Yılmaz’ın bulunduğu 46’sı Türk 49 konsolosluk görevlisi IŞİD militanları tarafından 3 ay rehin alındı. 1 Ocak 2015’te Kilis’te 1 astsubay kaçırıldı 4 gün sonra serbest bırakıldı.6 Ocak 2015’te Sultanahmet Emniyet Turizm Şube Müdürlüğü’ne yönelik saldırıda 1 polis şehit oldu. Türkiye’nin sınır dışındaki tek vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’ni IŞİD tehdidi nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri sınır ötesi operasyon gerçekleştirerek tahliye etmiş tahliye sırasında 1 asker şehit olmuştur. 5 Haziran 2015’te HDP’nin Diyarbakır mitingindeki bombalı saldırıda 4 kişi hayatını kaybederken 8 güvenli görevlisi ve 279 vatandaş yaralandı. 20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine düzenlenen bombalı saldırıda 34 kişi yaşamını yitirmiş 69 kişi de yaralanmıştır.1 Eylül 2015’te sınırın karşı tarafında ateş açılmış ve 1 asker şehit olurken 1 asker kaçırılmıştır.10 Ekim 2015’te Ankara tren garı önünde düzenlenen barış mitingine saldırı düzenlenmiş 104 kişi hayatını kaybetmiştir. 26 Ekim 2015’te Diyarbakır’da IŞİD’e yönelik düzenlenen operasyonda çıkan çatışma sonucu 2 polis şehit olurken 5 polis memuru yaralanmıştır. 12 Ocak 2016’da İstanbul Sultanahmet Meydanı’na düzenlenen bombalı saldırıda 10 Alman turist hayatını kaybetmiştir. 19 Mart 2016’da İstanbul İstiklal Caddesi’de gerçekleştirilen canlı bomba saldırısında 3’ü ABD ve İsrail 1’i İran vatandaşı olmak üzere 4 kişi yaşamını yitirmiştir. 1 Mayıs 2016’da Gaziantep Emniyeti’ne bomba yüklü araçla saldırı yapılmış 3 polis şehit olurken 27’si polis 34 kişi yaralanmıştır. 28 Haziran 2016’da Atatürk Havalimanı’na yapılan saldırıda 19’u yabancı uyruklu 45 kişi hayatını kaybederken 239 kişi yaralanmıştır. (Çakır, 2016) 20 Ağustos 2016’da Gaziantep’te bir düğünde IŞİD’e bağlı 12-14 yaşlarındaki bir çocuğun canlı bomba olarak eylemi gerçekleştirmesi sonucu 51 kişi hayatını kaybetmiş 69 kişi de yaralanmıştır. (Hürriyet 2016) 1Ocak 2017 yılbaşı gecesi İstanbul’da bir gece kulübü olan Reina’ ya IŞİD’e bağlı Uygur Türkü Abdulgadir Masharipov’un gerçekleştirdiği saldırıda 1 polis şehit olmuş aralarında çok sayıda yabancı uyruklu vatandaşın olduğu 39 kişi hayatını kaybetmiştir. (Sputnik Türkiye, 2017)
IŞİD’ in yabancı terörist savaşçılarının Türkiye’de gerçekleştirdikleri intihar eylemleri acı bir bilanço çizmiştir. Bu çerçevede Türkiye IŞİD’e karşı stratejisini geliştirmiştir. 2014 yılı itibariyle uluslararası kamuoyu ile işbirliği içerisinde olarak yabancı terörist savaşçıların transit seyahatlerini engellemiştir. 2015’in yaz aylarından itibaren Suriye sınırını tahkim etmiştir. (Yalçınkaya, 2016) Tüm bu gerçekleşen kanlı saldırılardan sonra Türkiye IŞİD ile mücadelesini sahada olmak üzere daha da aktifleştirmiştir. Ulusal güvenlik bağlamında terör tehdidini azaltmak ve sınırdan terör örgütlerini temizlemek amacıyla 24 Ağustos 2016 tarihinde Suriye’nin kuzeyinden Fırat Kalkanı Harekatı’ nı başlatmıştır. (Erkmen, 2016a)

Fırat Kalkanı Harekatı

Türkiye’nin IŞİD ile 100 kilometreden daha uzun bir sınır hattını paylaşıyor olması şüphesiz Türkiye’nin sınır güvenliği açısından IŞİD tehdidi ilk sırada yer almaktadır. Tehdidin bir başka kaynağı yabancı terörist savaşçıların arasında Türkiye vatandaşlarının olması ve bunların Türkiye’ye geri dönebilme ihtimallerinin olmasıdır. Bu sebepler kapsamında Türkiye IŞİD tehdidini yok etmek için stratejisini geniş tutmuştur. IŞİD ile mücadelesi noktasında uluslararası koalisyon ile işbirliği içerisinde olmuş, askeri üslerini koalisyon güçlerine açmış ve sınır ötesi hava operasyonları gerçekleştirmiştir. (Düz, Öncel, Özdemir, Öztürk ve Yeşiltaş, 2016)
Fırat Nehri’nin batısını ‘’kırmızı çizgisi’’ olarak ilan eden Türkiye Esed’e muhalif gruplardan olan Özgür Suriye Ordusu ile beraber hareket ederek Suriye’nin Cerablus kasabasından harekata başlamıştır. Bu kapsamda IŞİD hedeflerini 24 Ağustos 2016 tarihinde savaş uçakları ve obüs toplarıyla vurmaya başlamıştır. (Yenişafak, 2016) Türkiye gerek sınır güvenliği açısından IŞİD’i bu bölgeden çıkartmak istemiş gerekse insani müdahale bağlamında IŞİD saldırıları altında olan Cerablus halkını korumak istemiştir. Bir başka önemli neden ise PKK ile organik bağı olan Suriye Kürtleri militanları Yekineyen Parastina Gel (YPG) ’nin batıya doğru ilerleyişini durdurmak ve bu bölgede bağımsız bir Kürt devleti kurma çabalarını engellemek istemiştir. Bu kapsamda Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturmak istemiştir. (General Dynamics, 2016)
Harekatın başladığı andan itibaren kısa süre içerisinde Türkiye ÖSO ile birlikte doğudan Cerablus’u batıdan Al-Rai (Çobanbey)’yi ele geçirmiştir. Böylece Türkiye IŞİD’in buradaki varlığına son vermiştir. (Orhan, 2016) Güneye doğru ilerlemeye başlayan Türkiye, Suriye Demokratik Güçleri’nin elinden bulunan Membiç’i vurarak Fırat’ın batısında Kürt militanlarının ilerleyişini durdurmaya çalışmıştır. (Arango, 2016) Ayrıca bu bölgede YPG ile karşı karşıya gelmesi Türkiye-ABD ilişkilerini olumsuz etkilemiştir. ABD YPG’ nin Fırat’ın doğusuna çekilmesi konusunda Türkiye’ye taahhüt vermesine rağmen Fırat’ın batısındaki operasyonlarda YPG’ye hava desteği vererek Türkiye’nin hassasiyetlerini göz ardı etmiştir. Ancak Türkiye Suriye muhalif gruplar ile bölgede gücünü tahkim etmiş ve oyun kurucu bir aktör olduğunu muhataplarına göstermiştir ve Kuzey Suriye’ den güneye doğru ilerlemeye devam etmiştir. (Acun, 2016) IŞİD’in elinde bulunan ve kafirler ile inananlar arasında yaşanacak ve kıyametin habercisi olacak nihai bir savaşın yaşanacağı yer olduğuna inandığı bölge olan Dabık’ı Ekim 2016’da Türkiye’nin IŞİD’ ten temizlemesi ile Azez-Cerablus hattını güvence altına almıştır. (Sabah, 2016)
Azez-Cerablus hattını temizleyen Türkiye, IŞİD’in kontolünde bulunan bir diğer kritik bölge olan Rakka operasyonu için ABD’ye teklifte bulunmuştur. Ancak ABD stratejisini IŞİD’i sadece bu bölgelerden temizlemek değil IŞİD sonrası kurulacak düzeni de planlamaktadır ve IŞİD sonrası kuzey Suriye’ de YPG’ nin kontrolünde bir ABD nüfuz bölgesi oluşturmak istemiştir. Ancak Türkiye’ nin bu noktada denkleme girmesi durumu karmaşıklaştırmıştır. 2014’te IŞİD’in eline geçen Musul’u geri almaya dair operasyon öne alınmış 17 Ekim 2016’ da Irak Başbakanı El-İbadi’nin ilan etmesiyle Musul operasyonu başlamıştır. Bu operasyonda Irak Ordusu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, Haşdi Şabi (Şii milisler), Haşdi Vatani (Türkiye destekli Musullu güçler) gibi pek çok aktör yer almıştır. (Orhan, 2016) Ancak Türkiye bu operasyona Iraklı ve uluslararası koalisyon komutanlarının yabancı veya dışardan herhangi bir gücün operasyona katılamayacağı yönünde karar alınmasından dolayı katılamamıştır. (Akşam, 2016) Ancak Irak ordusunun gücünün önemli derecede kırılmış olması, Şii milislerin IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinden sonra yaşananlarının intikamını alma peşinde olması ve IKBY’nin de kendi hedeflerine odaklanmış olması Musul’u iyice parçalı hale getirmiş ve bir karmaşıklığa doğru sürüklemiştir. (Orhan, 2016)
Fırat Kalkanı Harekatı’nın en kritik operasyonlarından biri olan El-Bab Operasyonu Türkiye tarafından desteklenen ÖSO El-Bab kasabasına 9 Aralık 2016 tarihinde girmesiyle başlamıştır. El- Bab tüm aktörler için çıkarları doğrultusunda hayati önem arz etmektedir. Bu bölge Rakka’dan sonra en önemli merkezlerden biri olması ile Türkiye sınrına sadece 30 km yakınlıkta bulunmaktadır. Halep, Rakka ve Deyr Ez Zor’a giden ana yol üzerinde bulunmasından dolayı stratejik bir öneme sahiptir. (Sönmez, 2017) YPG için doğuda ilan ettikleri kantonları batıdaki Afrin ile birleştirmenin yoludur. Suriye’nin kuzeyinde bir de facto devlet kurabilmesini sağlayacaktır. Türkiye için El-Bab, Arap dünyasına açılan kapı konumundadır. Bu bölgenin YPG’nin eline geçmesi durumunda Türkiye’nin Arap dünyasıyla olan bağlantısı kesilmiş olacaktır. Bu durumda El-Bab Türkiye için hem toprak bütünlüğünün korunması hem de Arap dünyasıyla coğrafi bağlantısının kesilmemesi bakımından önem teşkil etmektedir. (İnat, 2016) Ayrıca IŞİD’i Türkiye sınırından uzak tutarak doğrudan bir tehdit kaynağı oluşturmasını engellemiş olacaktır. Esed yönetimi için bu bölgenin Halep’e yakın olmasından dolayı önem atfetmektedir. (BBC Türkçe, 2016) IŞİD için ideolojik önemi olan Dabık’ın elinde tutabilmesi için El-Bab’ı kontrol altında tutması gerekmektedir. (Erkmen, 2016b)
10 Aralık 2016 tarihinde başlayan El-Bab Operasyonu 24 Şubat 2017 tarihinde TSK’ nın yapmış olduğu yazılı açıklama ile kontrol altına alındığı duyurulmuştur. Ayrıca Azez bölgesiyle birlikte 2225 kilometrelik alan ve 230 meskun mahal ÖSO’ nun kontörlü altına alınmıştır. Ancak IŞİD’in bu bölgede akamete uğraması ve varlığının sorgulanmaması için kuşatmanın gerçekleştiği aynı gün içerisinde El-Bab’ ın kuzeybatısında iki ayrı saldırı düzenlemiştir. Bu saldırıda yaklaşık 60 kişi hayatını kaybetmiş ve 100’den fazla kişi yaralanmıştır. (Yazıcıoğlu, 2017)
24 Şubat 2017 tarihinde Fırat Kalkanı Harekatı’nın ikinci etabını oluşturan El-Bab kuşatmasının tamamlanmasının ardından 216 gün süren harekat 29 Mart 2017 tarihinde sonlanmıştır.Operasyonalar kapsamında 600 ÖS0, 67 Türk askeri şehit olurken YPG ve IŞİD tarafından toplam 3 bini aşkın terörist ölmüştür. Bu çerçevede Cerablus, Al Rai ve El-Bab IŞİD terör örgütünden temizlenmiş bölgede ilerlemek isteyen YPG ve Suriye rejim güçlerinin önü kesilmiştir. (Milliyet, 2016) Ancak harekatın sona ermesine rağmen YPG’ nin bu süre zarfında Fırat nehrinin doğusuna çekilmemiş olması ve Afrin-Menbiç hattında varlığını koruma çabasında olmasından dolayı Türkiye’nin bölgeden çekilmesi söz konusu olmamıştır. (Alçı, 2017)

Sonuç

Ortadoğu bölgesinin heterojen bir yapıya sahip olması pek çok farklı yapının doğmasına ve bu yapılar arasında kırılmaların yaşanmasına yol açmaktadır. Bölgenin dış güçlerin etkisiyle de sürekli dinamik ve hareketli bir bölge olmasına neden olmaktadır. 2011’de Suriye iç savaşının başlamasıyla beraber artan tehditler IŞİD’ in faaliyetleri ile de had safhaya ulaşmıştır.
2011’ de gerek ABD’nin Irak’tan tamamen çekilmesi ile doğan güvenlik boşluğu gerekse Maliki’nin Şii politikaları ile Sünniler üzerinde artan baskısı IŞİD’ in eylemsel faaliyetlerini arttırmıştır. Böylece IŞİD’in faaliyetleri etnik-mezhepsel çatışmayı körüklemiştir. PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG ile karşı karşıya gelmiştir. YPG etnik bölgeleri elinde tutmak için ABD’nin yardımıyla IŞİD’e karşı savaşmıştır. Ancak YPG’nin Kuzey Suriye’de bağımsız bir Kürt Devleti kurma ideali Türkiye’nin sınır güvenliği açısından tehdit oluşturmaktadır. Hem IŞİD’i etkisiz hale getirmek hem de YPG’nin oluşturacağı koridoru engellemek amacıyla Türkiye, ÖSO ile birlikte hareket ederek Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında sahada mücadele etmiştir.
Fırat Kalkanı Harekatı sonucu Türkiye’nin güvenliğini sağlaması bakımından önemli ölçüde istenileni vermiş, hedeflediği iki temel olguyu gerçekleştirmiştir. Birincisi sınırlarından IŞİD tehdidini bertaraf etmiş ikincisi ise ABD’nin YPG’ye olan desteğine rağmen Kuzey Suriye’de bir Kürt oluşumunu engellemiştir. Ancak harekatın 9 Mart 2017’de sonlanmasına rağmen Türkiye sahadan tam olarak çekilmeyeceğini gerekirse başka bir ad altında operasyon yapabileceğini duyurmuştur.
[better-wp-embedder width=”100%” height=”400px” download=”all” download-text=”PDF İNDİR” attachment_id=”6032″ /]
Makaleyi görüntüleyemiyorsanız lütfen tıklayınız

KAYNAKÇA
Freedman, I. (2016). Jihad! Understanding the Threat of the Islamic State to America,(1th ed.). Washington, DC: The Center For Security Policy.
Acun, C. ( Ekim 2016). Fırat Kalkanı Harekatı’nın Muhtemel Yönü. Kriter Dergisi, (6). 19.05.2017, http://kriterdergi.com/firat-kalkani-harekatinin-muhtemel-yonu/
Gürler, R.T. ve Özdemir, Ö.B. (2014). El-Kaide’den Post Kaide’ye Dönüşüm: IŞİD. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 1 (1), 116.
Kirdar, M.J. (2011). Al-Qeada In Iraq, The Center For Strategic International Studies, (1), 3
Sönmez, G. (2017). Turkey’s Euphrates Operation: Al-Bab and Beyond. The Jamestown Foundation Global Research & Analysis, 15 (4), 8-9
Düz, S., Öncel, R., Özdemir, Ö.B., Öztürk, B. ve Yeşiltaş, M. (2016). Sınırdaki Düşman: Türkiye’nin DAİŞ ile Mücadelesi. SETA Rapor, (65), 46. 18.05.2017, http://file.setav.org/Files/Pdf/20160609175520_sinirdaki-dusman-turkiyenin-dais-ile-mucadelesi- pdf.pdf
Sandıklı, A. (Haziran 2015). Terörün Geldiği Yeni Boyut: IŞİD Örneği. BİLGESAM Rapor, (67), 16- 18, 25-26. 17.05.2017, http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-96- 2015062136rapor_20haziran2015.pdf
Sandıklı, A., Semin, A. ve Ünal, B. (Nisan 2015). Irak ve Suriye’deki Gelişmelerin Türkiye’ye Etkileri. BİLGESAM Rapor, (65), 10. 18.05.2017, http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0- 96-2015041625irakvesuriye_1.pdf
Acun, C. ( Haziran 2014). Neo El-Kaide: Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD). SETA Perspektif , (53). 17.05.2017, http://file.setav.org/Files/Pdf/20140616184404_neo-el-kaide-isid-pdf.pdf
Gürler, R.T. ve Özdemir, Ö.B. ( Ağustos 2014). Tevhid ve Cihad Örgütü’nden İslam Devleti’ne. SETA Perspektif, 60, 2-3. 16.05.2017, http://ormer.sakarya.edu.tr/uploads/files/tevhid_ve_cihat.pdf
Generational Dynmacis: Turkey’s ‘Operation Euphrates Shield’ Turns-Into Full-Scale Invasion of Syria. (August 2016). 19.05.2017, http://www.generationaldynamics.com/pg/xct.gd.e160826.htm
IŞİD Denkleminde PKK’nın Rolü ve Etkisi. ( Eylül, 2014). TÜRKSAM, 19.05.2017, http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1184-isid-denkleminde-pkk-nin-rolu-ve-etkisi
Orhan, O. (Eylül, 2014). IŞİD’in Ayn el Arap (Kobane) Kuşatması ve Türkiye. ORSAM, 19.05.2017, http://www.orsam.org.tr/index.php/Content/Analiz/4234?s=orsam|turkish
Orhan, O. (Ekim, 2016). DAEŞ Sonrası Musul ve Rakka: Çatışan Çıkarlar, Tehditler, ORSAM, 20.05.2017, http://www.orsam.org.tr/index.php/Content/Analiz/4868?s=orsam|turkish
Orhan, O. (Ekim, 2016). Fırat Kalkanı: Hedefler, Fırsatlar ve Riskler, ORSAM , 20.05.2017, http://www.orsam.org.tr/index.php/Content/Analiz/4902?s=orsam|turkish
Welby, P. ( January 2017). What is ISIS? , Religion and Geopolitics, 19.05.2017, http://www.religionandgeopolitics.org/isis/what-isis
Alçı, N. (5 Nisan 2017). What Happens After Operation Euphrates Shield?. Daily Sabah. 21.05.2017, https://www.dailysabah.com/columns/nagehan-alci/2017/04/05/what-happens-after- operation-euphrates-shield
Arango, T. (2016, August 25). With Operation In Syria, Erdogan Shows His New Power Over Turkey’s Military. The New York Times, 19.05.2017, https://www.nytimes.com/2016/08/26/world/europe/turkey-tanks-syria.html
Çakır, F. (11 Temmuz 2016). Terör Örgütü IŞİD’in Türkiye’ye Yönelik Gerçekleştirdiği Saldırılar. Habertürk. 19.05.2017, http://www.haberturk.com/gundem/haber/1264903-teror-orgutu-isidin- turkiyeye-yonelik-gerceklestirdigi-saldirilar
Erkmen, S. (17 Eylül 2016). El-Bab: Nihai Hedef mi?. Deutsche Welle Türkçe. 21.05.2017, http://www.dw.com/tr/analiz-el-bab-nihai-hedef-mi/a-19558696
Erkmen, S. (11 Aralık, 2016). 5 Soruda Fırat Kalkanı Operasyonu. Deutshce Welle Türkçe, 20.05.2017, http://www.dw.com/tr/5-soruda-f%C4%B1rat-kalkan%C4%B1-operasyonu/a-36591639
İnat, K. (19 Kasım 2016). El-Bab Neyin Kapısı?. Türkiye Gazetesi. 21.05.2017, http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/prof-dr-kemal-inat/594201.aspx
Yalçınkaya, H. (22 Mart 2016). IŞİD’in Türkiye’deki Saldırılarının Analizi ve Türkiye’nin Mücadelesi. Aljazeera Türk. 19.05.2017, http://www.aljazeera.com.tr/gorus/isidin-turkiyedeki- saldirilarinin-analizi-ve-turkiyenin-mucadelesi
Yazıcıoğlu, Y. (24 Şubat 2017). El Bab Sonrasında Türkiye Ne Yapmayı Planlıyor?. Amerikanın Sesi. 20.05.2017, http://www.amerikaninsesi.com/a/el-bab-sonrasinda-turkiye-ne-yapmayi- planliyor/3738595.html
Dabık Operasyonu Başladı. (15 Ekim 2016). Sabah. 19.05.2017, http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/10/15/dabik-operasyonu-basladi
El Bab Neden Önemli?. (18 Kasım 2016). BBC Türkçe. 20.05.2017, http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38010304
Fırat Kalkanı Harekatı’nın 216 Günlük Bilançosu. (30.03.2017). Milliyet. 21.05.2017, http://www.milliyet.com.tr/firat-kalkani-harekatinin-216-gundem-2423279/
Gaziantep’de Patlama!. (21 Ağustos 2016). Hürriyet. 19.05.2017, http://www.hurriyet.com.tr/gaziantepde-patlama-40203650
Menbiç-El Bab Yolunda Kontrol Sağlandı. (9 Aralık 2016). Yenişafak. 20.05.2017, http://www.yenisafak.com/dunya/menbic-el-bab-yolunda-kontrol-saglandi-2577565
Reina Saldırganın İsmi Belli Oldu. (7 Ocak 2017). Sputnik Türkiye. 19.05.2017, https://tr.sputniknews.com/turkiye/201701071026671594-reina-saldirganini-ismi-belli-oldu-iddiasi/
Türk Askeri Musul Operasyonu’na Katıldı mı?. (17 Ekim 2016). Akşam. 19.05.2017, http://www.aksam.com.tr/dunya/musul-operasyonuna-turkiye-katildi-mi-pkk-ve-siiler-var-mi/haber- 557780
6-7 Ekim Olaylarının Bilançosu. ( 7 Ekim 2015). Anadolu Ajansı. 19.05.2017, http://aa.com.tr/tr/turkiye/6-7-ekim-olaylarinin-bilancosu/436002

Leave A Reply

Your email address will not be published.