Uçak Krizinden Zorunlu Ortaklığa Türkiye – Rusya İlişkileri

0 249

Altıncı yılına giren Suriye’deki kriz sadece bu ülke ile sınırlı kalmadı. Irak’ta yaşanan sorunlarla birlikte çığ gibi büyüyen bölgesel kriz, büyük güçlerin birbirleri ile mücadele alanı haline geldi. Proxy War (Vekâlet Savaşı) olarak adlandırılan, ülkelerin direkt dâhil olmadıkları bir sürecin ardından artık kartlar açık şekilde ortaya konuyor.
Bu kapsamda 22 Kasım günü Soçi’de gerçekleştirilen zirve sorunun çözümü açısından önemli beklentiler olmasına rağmen somut sonuçlar ortaya koymadı. Rusya ve İran Suriye’deki krizin sona ermesine dair niyet beyanlarının dışında politikalarında geri adım atmadıklarını ortaya koydular. Türkiye açısından ise en önemli konulardan biri hiç şüphesiz PYD-YPG’nin varlığı idi.
Zirveye katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cenevre süreci ve ardından Suriye’deki siyasi çözüm noktasında PYD’nin dâhil edilmesinin kabul edilemeyeceğini net şekilde ifade etti. Bu kararlılık Soçi’deki toplantıda somut olarak öne çıkan tek başlık oldu.
Peki, 2015’in Kasım ayından bu yana ilişkilerin büyük değişkenlik gösterdiği Türkiye-Rusya ilişkileri bu noktada nerede konumlanıyor?
Uçak krizinin ardından her iki ülkenin de ekonomik ve siyasi açıdan büyük sorunlar yaşadığı bir gerçek. Krizin bir simgesi haline gelen “domates” dışında uluslararası platformda her iki ülke de “işlevsel” bir partnerini kaybetmiş oldu. Bir kere şunu unutmamalıyız ki; Türkiye, Rusya ve İran Suriye’deki krizin ABD’nin olmadığı bir masada çözülemeyeceğini biliyor. Bu bakımdan “işlevsellik” kavramı iki ülke ilişkilerini tanımlamak açısından çok önemli. Birbirlerine mutlaka ihtiyaç duyacakları bir gerçek. Hele ki böylesine krizlere her an gebe bir sahada.
Türkiye ve Rusya ilişkilerini değerlendirirken öne çıkan dinamiğin Batı ile yaşanan gerginlik olduğunu görüyoruz. Rusya’nın geleneksel karşıtlığının dışında Türkiye açısından ABD’nin YPG’ye yaptığı askeri silah ve mühimmat yardımı son dönemlerin en önemli sorunu. Bölgede Türkiye ile işbirliği yapmak yerine bir terör örgütünü silahlandırmayı tercih eden ABD kendi eli ile Türkiye’yi Rusya ile ilişki kurmaya itti. Uçak krizi sonrası yaşanan karşılıklı zorlu süreç ile birlikte ilişkilerin yumuşadığını ve Suriye bağlamında bir ivmenin yakalandığını görüyoruz.
Türkiye Rusya’ya tarım ürünlerini ihraç etme konusunda sıkıntı yaşarken, Rusya da bu tarım ürünlerini tedarik etme konusunda zorluklar yaşadı.
Ancak Suriye krizinin çözümüne ilişkin son dönemlerinde atılan adımlar iki ülke açısından farklı bir dönemin başlangıcı oldu. Ekonomik ve siyasi normalleşmenin yanında uluslararası alanda bir birlikteliğin söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.
Askeri alanda da Türkiye kendisine yönelebilecek saldırılara karşı Rusya’dan S-400 füze savunma sistemini almaya hazırlanıyor. Bir NATO ülkesi olarak ilk kez topluluğun dışından bir savunma sistemi alımına hazırlanan Türkiye’nin Rusya ile kurduğu ilişkinin güvenilirliği de bir soru işareti.Zira Kasım ayının ilk günlerinde Rus yetkililer Türkiye’nin hassas olduğu YPG mensupları ile masaya oturmuş, Rusya uyruklu IŞİD mensuplarının iadesi için anlaşma imzalamışlardı.

Türkiye Batı’dan Avrasya’ya mı kayıyor?

Türkiye’nin dış politikada yörünge değiştirdiği tartışmaları Rusya ile ilişkiler sorası daha da alevlenmiş durumda. Özellikle Rusya ve İran ile yapılan zirve ve yapılan ortak açıklamalar Türkiye’nin Batı ile gerginlikleri sebebi ile Avrasya’ya yakınlaştığı tartışmalarını beraberinde getirdi. Türkiye, Batı ile PYD konusunda yaşadığı sorunlara rağmen masadan kalkan taraf olmamayı tercih ederken politik hamleler yapabileceği alanlar yaratmaya çalışıyor.
Ancak bu noktada Rusya ile ilişkilerde temkinli olunması gerekiyor. Zira Putin PYD konusunda henüz net bir tutum ortaya koymadı.
Suriye krizinin ABD olmadan çözüleceği ve Rusya’ya yakınlaşmanın tek yol olduğu düşüncesi yanlış. Türkiye’nin tek bir noktaya kanalize olması bağımlılığı arttıracaktır. ABD’yi tamamen dışarda bırakarak Rusya’ya eklemlenmek Türkiye’yi baskı yapılmaya açık hale getirebilir. ABD ve Rusya, Türkiye açısından bir denge unsuru olarak her zaman masada olmalı.