Akademik Paradigma

Uluslararası Antlaşmalar Normlar Hiyerarşisinin Neresinde?

0 722

Bilindiği üzere normlar hiyerarşisi ya da diğer adıyla hukuk düzeni piramidinde en üst bölgeyi anayasa işgal etmektedir. Bunun hemen altında sırasıyla kanun, tüzük ve yönetmelik bulunur. Normlar hiyerarşisinde kanunlar anayasaya, tüzükler kanuna ve yönetmelik de tüzüklere aykırı olamaz. Anayasa devletin temel yapısını, idare şeklini, işleyişini ve vatandaşların devlete karşı olan ödevlerini (seçmenlik, askerlik vergi ödevi gibi) ve devletin sağladığı hakları (temel hak ve hürriyetler) ele alan hukuki metindir. Anayasa kanunların tek mutlak üstüdür. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz şayet bu durumu önlemek için Anayasa Mahkemesi görevlendirilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki anayasalar da asli kurucu iktidar ya da tali kurucu iktidarlar tarafından değiştirilebilir ya da yeniden oluşturulabilir. 2017 yılı referandum sonucunda anayasa değişikliğine gidilmesi tali kurucu iktidar tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak 1982 yılında darbe sonrasında hali hazırda kuralları ve anayasayı hiçe sayarak yeniden anayasanın hazırlanması ise asli kurucu iktidar tarafından gerçekleştirilmiştir. Anayasaların kanunlar gibi mecliste görüşülerek kabul edilmesi ve bir bakıma 2709 sayılı Kanun olarak ifade edilmesi bazı hukukçuları “anayasalar da birer kanundur” önermesine yönlendirmektedir.

Uluslararası antlaşmalara bakacak olduğumuzda Anayasa Md.90:

“Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”

“Ekonomik, ticarî veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgisine sunulur.”

“Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticarî, teknik veya idarî andlaşmaların Türkiye Büyük Millet Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticarî veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.”

“Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.”

“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Görüldüğü üzere usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir. Ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası antlaşma hükümleri esas alınır. Bunun dışındaki hallerde yani temel hak ve özgürlüklere ilişkin olmayan antlaşmalara ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalar kanunların üzerinde yer alabilir.

Gelelim temel hak ve özgürlüklere ilişkin olmayan uluslararası antlaşmalara… Burada da anayasanın ilgili maddesinde “usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir” hükmü bulunmaktadır. Burada anayasa, kanunlarla uluslararası antlaşmaları denk tutmuştur. Ancak devamında ise kanunların anayasaya aykırı olması durumunda başvurulan Anayasa Mahkemesine başvurunun önüne geçmiştir. Bunun sebebi olarak Anayasa Mahkemesinin görev tanımına uluslararası antlaşmaların girmemesi gösterilebilir.

Bazı hukukçuların ifadesi üzerine anayasanın da bir kanun olduğundan hareket edersek bu durumda uluslararası antlaşmalar normlar hiyerarşisinin en üstünde yer almalı. Ancak uluslararası antlaşmaların devletlerin temel yapısını, idare şeklini, işleyişini ve vatandaşların devlete karşı olan ödevlerini ve devletin sağladığı haklara yönelik olamayacağından kesin bir dille anayasanın üzerinde olmadığını ifade edebilirim.

Bu durumda normalar hiyerarşisi şöyle olmalı:
  • Anayasa
  • Uluslararası Antlaşmalar (Temel Hak ve Özgürlüklere İlişkin)
  • Kanun
  • Tüzük
  • Yönetmelik

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorum onaylama sistemi etkin; yorumunuzun yayınlanması biraz zaman alabilir.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.