Perşembe, Temmuz 18, 2024
spot_imgspot_img

Top 5 This Week

spot_img

Related Posts

Türk Dış Politikası’nda “Stratejik Derinlik”

Devletlerin dış politikaları dönemin koşullarına göre zaman zaman değişiklik gösterse de genel olarak devletlerin karakteristiğini temsil etmektedirler. Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin belirgin olarak iki esas politikası göze çarpmaktadır. “Batıcılık”, “Statükoculuk”. İkinci Dünya Savaşından sonra mevzu bahis olan yeni dünya düzeni sürecinde Türkiye, mevcut düzeni korumayı amaçlamış, sınırlarda revizyonist politikalar gütmeden var olan sınırlarını korumayı ilke olarak edinmiştir. Güvenlik endişesi ile çoğu bölge ile ilgilenmemiş İkinci Dünya Savaşında da tarafsızlığını korumuştur. Bir diğer politikası ihtilaflı bir konu olan batıcılık politikasıdır. Coğrafi anlamından ziyade batının ilim ve bilimini takip edip muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için başvurulan politika çoğu zaman birçok tartışma konusunun da aktörü haline gelmiştir. Sömürgeciğe karşı verilen bağımsızlık mücadelesinden sonraki batıcılık kavramı ile bugün günümüzdeki batıcılık kavramı farklı yorumlanabilecek iki kavram haline gelmiştir.
2000’lere kadar yüksek politika ile ilgili konular ile ilgileniyorken bu tarihten sonra dış politikada çeşitlendirilmeye gidilmiştir.
Güvenlikçi, statükocu, batıcı bir dış politika yürütülürken Ak Parti dönemiyle değişen dış politika yönelimleri “eksen kayması” eleştirilerini de beraberinde getirmiştir. Ahmet Davutoğlu’nun Stratejik Derinlik kitabı ile sunduğu politikalar da izlenilecek bir yol haritası niteliği kazanmıştır.
Davutoğlu, Stratejik Derinlikte Türkiye’nin tarihsel bağlarının bulunduğu bölgeler ile daha iyi ilişkiler yürütülmesini savunmaktadır. Proaktif bir dış politika ile derin bağlara sahip olunan bu bölgede daha görünür, daha aktif bir politika ile barış içinde bir arada yaşanabileceği tezini sunmaktadır. Bu noktada da Turgut Özal döneminde de gündeme gelen Yeni-Osmanlıcılık fikri karşımıza çıkar. Bununla beraber Türkiye’nin ekseni mi kayıyor gibi sorular ortaya çıkmıştır. Bu tartışmalara cevaben Dışişleri Bakanı AB ile dış politika vizyonlarının uyum içerisinde olduğu cevabını vermiştir.
Prof. Dr. Bilal Sambur da diğer bölgelerin endişesini şu şekilde yazmıştır  : “Türkiye’nin aktif dış politikası, Osmanlı’nın Balkanlar’a dönüşü veya Ortadogu’ya ve Afrika’ya dönüşü gibi ifadelerle nitelendirilmektedir. Türkiye’nin Yeni-Osmanlıcılık olarak ifade edilen dış politika vizyonu, Ortadoğu’da Balkanlar’da ve Batıda endişe ile takip edilmektedir.”
Yürütülen politikaların terki olmamak ile birlikte Türkiye’nin revizyonist bir politika içerisinde olmadığının, revize edilenin ilişkiler olduğunun altının çizilmesinde fayda vardır.
Batı kanadında yer aldığı süre boyunca Batı ile ilişkiler geliştirilirken Ortadoğu ve diğer bölgeler ile zayıflayan ilişkilerin kuvvetlendirilmesi adına adımlar atılmıştır. Zira tarih izlenilen tek yönlü politikaların zararlarını barındırmaktadır.
Türk Dış Politikasında bu dönemde jeostratejik konum, model ülke, merkez ülke, komşular ile sıfır sorun politikası, vizyon sahibi bir dış politika, istikrarlı dış politika, bölgede dengeleyici güç, bölgesel güç, Uluslararası alanda görünürlük, yumuşak güç, proaktif bir dış politika, özgüvene dayalı bir dış politika, arabuluculuk gibi kavram ile karşılaşılmıştır.
Birçok kavram ve çeşitli dış politikalara yönelilen bu dönemi dönemin kazanımları birçok kesim tarafından kabul görmektedir. Komşular ile sıfır sorun politikası ile birlikte kurulan dostane ilişkiler Türkiye’nin uluslararası camiadaki güvenilirliğine katkı sağlamakla beraber görünürlüğünü de arttırdı. Sekuler devlet tanımlaması, demokratik sistem ve serbest piyasa ekonomisi ile Ortadoğu devletlerine örnek teşkil edebilmektedir. 11 Eylül saldırılarından sonra Türkiye İspanya ile kurduğu medeniyetler ittifakı ile Batı ile İslam arasında da bir köprü görevi kurmuştur.
İzlenilen izlenecek olan politikalar her zaman istenilen sonucu vermemiştir vermeyeceği çoğu durum da olacaktır. Tarihi kişileri suçlamak ile bir ilerleme kaydedilmez. Tarihi anlamak iyi analiz etmek tarihten ders almak bundan sonraki dış politikamızı şekillendirmede önem verilmesi gereken meselelerden biridir. Dış politika bir devletin karakteristiğidir. Devletin ve milletin bekâsını korumaya hizmet etmelidir. Hiçbir kişi, kurum, ideoloji, politika bunun önüne geçmemelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popular Articles